Son Dakika

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

    "Derin G.Saray"da neler oluyor?

    Yazının Giriş Tarihi: 24.10.2012 12:56

    Galatasaray'da huzursuluk git gide büyüyor. Cluj karşısında alınan beraberlikten memnun olan Galatasaraylılar kimler? Galatasaray'da neler oluyor? Anlatayım...

    Uzun zamandır Galatasaray'ı yakından takip eden biri olarak gözlemlerimi ve duyumlarımı, bazı 'Abilerle' konuşarak pekiştirip, sizlere sunuyorum...

    Galatasaray şu anda 3'e bölünmüş durumda...Bunlara da ben 3 isim verdim:

    1: Muhafazakarlar (Derin Galatasaray)   2: Demokratlar    3: Halkçılar

    Bu saçma sapan ayırımdan bişey anlamadıysanız kısaca açıklayayım...

    1: Muhafazakarlar: Gelenekçiler...Liseliler...Kulübün abileri...Galatasaray ekolünün basitleştirildiği, sıradanlaştırıldığını düşünen, bundan rahatsız olanlar...Başkan Ünal Aysal'ı getirdiği iddia edilen 'Derin Galatasaray'... Bugünkü konjektürde Başkandan yana tavır alıyorlar. Lütfü Arıboğan, onların kulüpteki gözleri kulakları...Bülent Tulun da en sadık adamlarından...Adnan Öztürk de onlardan...Fatih Terim'i istemeyen yönetim içindeki bu 3 isme bir isim daha ekli. Başkan Ünal Aysal'a açık açık baskı yapıyorlar. Terim'i derhal gönderme, Abdürrahim Albayrak'ı kulübün önünden geçirmeme hevesindeler. Peki nasıl istiyorlar bu kadara kadar diyorsanız, dedim ya, arkaları güçlü... 'Derin Galatasaray'ın adamı denilen Ünal Aysal ise dengeli bir sistem getirmeye çalışmasına herkes temkinli. Yönetim içindeki bu çekişmenin kulübü güçlendirdiğini düşünen Aysal'ın, yeni bir sistem üzerinde çalıştığı biliniyor. Bu sisteme 'kuvvetler dengesi' diyen Aysal'ın, bunu geliştirip, herkesin görevi ve sınırları belli olan, yetki aşımı yapmaya imkan vermeyen, paralı değil, profesyonel idarecilerin oluşturduğu bir sisteme dönmek...Arada kaldı gibi görünen Aysal'ın 'merak etmeyin, doğum sancıları çekiyoruz' yaklaşımı şimdilik büyük dalgalanmaları önlüyor.

    2: Demokratlar: Hem liselilere yakınlar, hem halkçılara. Aralarında liselilerden de var, dışarıdan da...Ali Dürüst gibi yumuşak başlı, uyumlu, sakinler...Seçimi kim kazanırsa ona saygı duyuyorlar. Amaçları Galatasaray'ın başarısı ama taraf olamadıkları için bertaraf oluyorlar. Kimseyi kırmamaya, herkesle iyi geçinmeye çalıştıklarından etkisizler. Fatih Terim'i seveni de var, sevmeyeni de. Ancak "Terim'i sevmiyorum, Albayrak'ı bu kadar büyük göreve yakıştıramıyorum" diye düşünenleri var, söyleyecek cesaretlileri yok. Mevcut oluşumda ortadalar. En önde gelenlerinden Ali Dürüst'le Fatih Terim'in arasında soğuk rüzgarlar esiyor. Adnan Öztürk'le büyük bir çekişme içinde olan Ali Dürüst'ün, Fatih Terim'le arasındaki soğukluk Melo-Amrabat transferine kadar dayanıyor. Bu iki oyuncunun da alınması istemeyen Dürüst'e, Terim'in direnmesi ve aldırması aralarının açılmasına sebep oldu. Ardından Fatih Terim'in Dürüst'ü ezerek Başkan Aysal'dan transfer için yetki pazarlığı yapması 'bardağı iyice doldurdu.' Ali Dürüst'ün ilk seçimde görevi bırakmasına kesin gözüyle bakılıyor.

    3: Halkçılar: Galatasaray'da 'Liseli zihniyeti'ne karşı çıkanlar. 'Dışarıdan' gelip, Galatasaray'da kongre üyesi, yönetici ve başkan olanlar...Sürekli dışlanmaktan 'birlik' kurdular. Adı konmamış bu birliktelikte sımsıkı bağlılar. Galatasaray'da taraftarın etkisini artırmak, kulübü her yerden Galatasaraylı'ya açmak isteyenler...Bunlar Adnan Polat'ı "Derin Galatasaray'a" rağmen başkan seçtirenler. Ancak Galatasaray'ın o sezonki büyük başarısızlıktan tutun da, ekonomik darboğaza kadar her şeyin 'derin Galatasaray' tarafından yaptırıldığı gibi komplo teorileri var. İddialara göre Ünal Aysal hakkkında savcılığına suç duyurusunda bulunan kişilerin büyük bölümü bunlardan oluşuyor. Adnan Polat'ın intikamını aldıkları söyleniyor. Bugünkü durumda Fatih Terim ve Abdürrahim Albayrak'ın yanındalar. Terim'le aralarında ufak tefek sorunlar olsa bile "düşmanımın düşmanı dostumdur" misali sorunları rafa kaldırdılar.

    Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere...

    Bu savaşın son noktası Cluj maçı öncesindeki basın toplantısında yaşandı. Fatih Terim, Lütfü Arıboğan'ın CEO atanmasına ve kendisinin de ona bağlanması ihtimaline "Ben sadece başkana bağlı çalışırım" diyerek noktayı da koydu, resti de çekti.

    Ve savaş da açık açık şimdi başladı.

     

    twitter / sevketarslan37

     

    Yükleniyor..
    Yorum Ekle
    Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
    Yorumlar