Son Dakika

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

    Beyler ne olacak şu Avrupa meselesi?

    Yazının Giriş Tarihi: 24.06.2022 15:17
    Yazının Güncellenme Tarihi: 20.07.2022 10:33

    Futbolun sosyolojik etkileri, toplumlar üzerindeki büyük tesiri bilimsel olarak da kabul edilen bir gerçek. Herkesin bildiği gibi futbol sadece bir spor dalı değil ve topluluklar üzerindeki gücü onlarca yıldan sonra bile asla azalmıyor.

    Bireysel açıdan bakıldığında renklerine gönülden bağlandığınız bir takımı takip etmek, onunla övünmek, onunla sevinip üzülmek bir aidiyet hissi ile birlikte gelen ve hayatınıza pozitiflik katan bir olgu.

    Bunu toplumsal boyutta düşündüğümüzde ortaya daha güçlü bir etki çıkıyor. Kulüplerimizin ya da millilerin yurtdışında aldığı başarılar daha büyük bir anlam ifade ediyor pek çoğumuz için. Milli Takımımızın dünya üçüncüsü olduğu dönemi hatırlamaya çalışın. Ülke olarak nasıl da kenetlenmiş, nasıl da pozitif, gururlu, övünçlü bir ruh haline bürünmüştük. Maç saatinde, ki organizasyon Japonya ve Güney Kore’de düzenlendiği için bizde gündüz saatlerine denk gelirdi, sokaklar bomboş olurdu. Hayat kelimenin tam anlamıyla durur, maç sonrası yaşanan sevinç yediden yetmişe herkesi sarardı. Avrupa Şampiyonası yarı final başarısı da benzer duygular uyandırmıştı. 

    Daha öncesinde Galatasaray’ın UEFA Kupası ve Süper Kupa Şampiyonluğu da büyük bir toplumsal coşkuya sebep olmuş ve ülke olarak her alanda daha büyük nice başarıların bizi beklediği umuduyla doldurmuştu hepimizi.

    Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final başarısı gösterdiği o muhteşem dönemi hatırlayın. Sadece alınan galibiyetler değil, Zico’lu efsane takımın oynadığı o müthiş futbol hayatımızın en güzel, en coşkulu anlarından bazılarını yaşatmıştı bize. Yaklaşık on yıl önceki UEFA yarı final başarımız da öyle.

    Burada rakip takım düşmanlığını Avrupa maçlarına da yansıtan fanatiklere değil sözüm. Bir Türk takımının başarısının hissettirdiklerini siz asıl gurbetçilere sorun. Ailesinin yarısı yıllardır yurt dışında yaşayan biri olarak söyleyebilirim ki renkleri ne olursa olsun uluslararası arenada takımlarımızın elde ettiği başarılar en çok onları sevindiriyor ve gururlandırıyor.

    Futbolun toplumlar üzerinde yaratabildiği pozitif etki çok büyük. Özellikle ekonomik kriz gibi problemli dönemlerde toplumların ihtiyaç duyduğu özgüven, itibar, umut ve coşkuyu futboldaki başarılarla sağlamak, insanlara moral vermek ve pozitif bir hava estirmek mümkün.

    Fakat ülke olarak uluslararası başarı hedefinden kopmuş gibiyiz son senelerde. Temmuz sonunda takımlarımız Avrupa arenasında boy göstermeye başlayacak ama onlardan çok büyük bir başarı umut eden kimse var mı acaba?

    Küçük hedeflere, teselli niteliğindeki küçük galibiyetlere dikmiş gibiyiz gözümüzü.

    Hatta bir kulübün Avrupa macerası bitince, “Daha iyi oldu, şimdi lige konsantre olabiliriz,” tesellisine rastlıyoruz sık sık. Ne de olsa uluslararası platformlardan vatana bir kupa getirme umudu yok gibi artık.

    Kısa sürmüş eski başarılarımızın devamının gelmesini umut etmek çok mu? Türk futbolu son dönemlerde büyük ekonomik sorunlardan geçse de altyapıyı güçlendirmek ya da genç yetenekleri elimizden kaçırmamak gibi çözümlerle uluslararası arenada yeniden başarı göstermek mümkün değil mi?

    Bu konunun çözümleri elbette ki beni aşar. Ama bir futbolsever olarak bu seneki Avrupa maceramız başlamadan önce tüm kulüplerimizin yöneticilerinden özlediğimiz başarılara yeniden gözlerini dikmelerini, çıtayı daha yükseğe taşımalarını beklemek de hakkım diye düşünüyorum.

    Hadi beyler, bir aydan az kaldı. Hepimizin futboldan gelecek başarıya ve umuda ihtiyacımız var. Gösterin kendinizi!  

    Not: Başlıktaki ve yazıdaki seksist sayılabilecek “beyler” hitabı bilinçli olarak ve sektördeki çok kısıtlı kadın sayısını hatırlatmak üzere özellikle kullanılmıştır.

    Instagram: sanem_uner

    Yorum Ekle
    Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
    Yorumlar