• Fenerbahçe haberleri
  • Galatasaray haberleri
  • Beşiktaş haberleri
  • Trabzonspor haberleri
  • Adana Demirspor haberleri
  • Ankaragücü haberleri
  • Antalyaspor haberleri
  • Fatih Karagümrük haberleri
  • Gaziantepspor haberleri
  • Giresunspor haberleri
  • Hatayspor haberleri
  • Kasımpaşa haberleri
  • Kayserispor haberleri
  • Konyaspor haberleri
  • Medipol Başakşehir haberleri
  • Sivasspor haberleri
  • Ümraniyespor haberleri
  • İstanbulspor haberleri

Son Dakika

    Kim gelirse gelsin fark etmez...

    Yazının Giriş Tarihi: 10.01.2013 13:34

      “Bulunmaz Hint kumaşı” misali, istifa eden hocasını geri döndüren(!) başkan A. Yıldırım, bu kararının sonrasında, çok büyük bir riski üzerine aldı.. Aldı  almasına da, iki maç sonra tribünlerden yeniden ‘İSTİFA’ sesleri yükselirse, bu rüzgarın karşısında kim durabilir, SORUSUNA CEVAP VEREBİLMESİ ZOR GÖZÜKÜYOR..

     

    Yok efendim; Fener üç kulvarda da yoluna devam ediyormuş.. Yok efendim lig yarışında liderin sadece 6 puan gerisindeymiş.. Geçiniz  bunları..

     

    Şimdi biz soralım, cevabını toz konduramadığımız sevgili başkan versin..  

     

    1. Bate Borisov maçı geçilemezse, Avrupa macerası bitmeyecek mi?

     

    2. Kupa’ da Bursa ve Sivas ile zorlu maçlar yapacak olan bu takımın, gruptan çıkacağının garantisi mi var?

     

    3. Lig’ de 17 maçta sadece 27 (yazı ile Yirmi Yedi puan) toplayıp, TARİHİNİN EN BAŞARISIZ 1. DEVRE PERFORMANSINI ELDE EDEREK maç başına sadece 1.5 puan alabilen bu takımın 2. Devre daha fazla puan toplayabileceğinin garantisi mi var?

     

    O halde, bazı gerçekleri görmek ve altını çizmek gerek..

     

    Mesut Bakkal ile çıkışa geçip, son sekiz maçının altısını kazanan Karabük’ ün 24 puanı olduğu gerçeği karşısında, Fener’in Lig’ deki başarısızlığını örtmek için, liderle puan farkının SADECE 6 olduğunu söylemek, bazı gerçeklerin üstünü örtmek değil midir?

     

    Şayet G. Saray sadece 33 puanda olmasaydı, Fener Allah korusun Lig’ de sondan kaçınca olacaktı?

     

    Şimdi gelelim önceki akşam oynanan Genk maçından çıkartılacak derslere.. 

     

    Tamam, Genk maçı bir hazırlık karşılaşmasıydı.. Kamp döneminin başlamasından bir hafta sonra oynanmıştı.. Ancak; güneşi balçıkla sıvayamazsınız…

     

    Peki nedir devam eden sıkıntılar diyeceksiniz, hemen sıralayalım..

     

    1-Maalesef maç yapacağı rakiplerini analiz yeteneği kısıtlı olan Aykut hoca,takımını müsabaka öncesi motive etmeyi de becerememesi bir yana, sezon başından beri takımını her maça neredeyse aynı taktikle ve oyun şablonu ile çıkartıyor.. “Top sürekli bizde kalsın, takım bu uğurda gerekirse bolca yan pas bile yapsın, rakibin açığını bulursak gol atarız, olmazsa ne yapalım, sağlık olsun..”  felsefesine(!) dayalı bu şablonu yer yüzünde bu derece sığ biçimde deneyen başka bir futbol takımının adını bilenler varsa lütfen kamuoyuna açıklasın ki, biz de öğrenelim..

     

    2. Mevcut kadro yapısının; transfer yapılmasa dahi, değişik oyun formatlarına  elverişli olmasına rağmen, takımı hâlâ Alex varmış gibi oynatmak ve sadece Alex’ in mevkiine Baroni’ yi monte ederek, büyük iş başardığını(!) zannetmek olsa olsa “bizim hocanın parlak zekasının ürünü olabilir” dememek için kendimi zor tutuyorum.. Ancak, hoca’ nın teknik adamlık kariyerine bakınca da, inanın sadece karamsarlığa değil, ümitsizliğe de kapılıyorum..

     

    2.Futboldan azıcık anlayanlar çok net olarak görüyor ki; sezon başından beri hiç değişmeyen oyun formatına göre, “ Top Fenerbahçe’de iken, oyuncular takım halinde hareketlenip, saha içi parselasyonu yapmak yerine, adeta diğer alanlar adeta mayınlıymış gibi, 10-15 metre karenin dışına asla çıkmıyorlar

     

    3- Beşli orta sahanın üçü de, ön libero vasıflı ve oyunu çift yönlü oynayabilme özelliği olmayan futbolculardan oluştuğu için, takım hücuma kalktığında, bu oyuncular forvete destek vermedikleri gibi, geriden topu Sow’ a şişirip onu iyot gibi yalnız bırakıyorlar.. Bir takımda, ceza alanına düz veya çapraz koşular yapan orta saha oyuncusu olmaz mı?

     

    4- F.Bahçe’nin 4’ lü defansı ve önündeki (3’ lü) ön liberolar, “Kaleye ne kadar yakın olursak, o kadar iyi savunma yaparız” düşüncesindeler.. Hadi bu düşüncenin mahsulü olarak, takım halinde çok iyi savunma yapıp, çok az gol yeseler ne ala, ama nerede?  O halde, bunca savunmacı ile oynayıp bu kadar gol yemenin izahını kim yapacak?

     

     5. Bu sağlıksız oyun şablonunun sonucu olarak, hızlı hücum yaparak Fener defansının arkasına kolayca adam sarkıtan rakipler, topla daha az oynamalarına rağmen, daha tehlikeli pozisyonlar ve goller buluyorlar..Sezon başından beri, defansın adam paylaşımı ve çevre kontrolü hak getire olduğu için, özellikle deplasman maçları başta olmak üzere, Fener asla rakibini forse ederek, yani oyuna ağırlığını koyarak maç kazanamıyor..

     

    6-Ayrıca defans bloğu, top rakip kalecideyken bile kendi yarı sahasında adeta çakılı kalıyor.. “Alan daraltma kavramı” bu takımın yabancısı olduğu gibi,  takım hücuma çıktığında “ orta sahaya kadar çıkıp “oyun boyunu kısaltmak da”  bu takımın oyun mantalitesine çok uzak bir kavram.. Kim oynarsa oynasın, sarı-lacivertlilerin defansı bu konuda modern futbola bir türlü ayak uyduramıyor..


    7. Forvette Sow ise, sırtı kaleye dönük oynama özelliği olmadığı için, şişirilen topları sadece eziyor.. Adam ne yapsın ki, orta alandan ona destek vermeye gelen olmadığı için, rakip kale önüne gidebilmek için en az üç kişiyi ekarte etmesi gerekiyor ki, Messi olsa beceremez..

     

    Son Söz: Aykut hoca öncelikle kendi oyun felsefesini değiştirmediği sürece, KİMİ TRANSFER EDERSİNİZ EDİN BU TAKIM İFLAH OLMAZ..

     

    Yükleniyor..
    Yorum Ekle
    Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
    Yorumlar
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.