TARİH KONUŞSUN

98. CUMHURIYET YILI HALKIMIZIN YÜREGINE SU SERPSIN. BIZ BATMAYIZ, YIKILMAYIZ. NICE CUMHURIYETLI YILLARA, ATATÜRK SAYESINDE HEPIMIZ VE SÜLALELERIMIZ PADISAHIN KULLUGINDAN KURTULDU, HUKUKUMUZ, MÜLKIYET HAKLARIMIZ OLAN T.C. TÜRKIYE CUMHURIYETI VATANDASI OLDUK. UNUTMAYALIM.

29 Ekim 2021 Cuma 09:06 - Güncelleme: 29 Ekim 2021 Cuma 09:06

Cumhuriyetin ne olduğunu anlamak için AŞAĞIDAKİ sabırla okumak gerekir. Bunları bilmeyenin oy kullanırken hata yapma olasılığı mutlaktır.

Bu yazıyı Çankırı Valiliği sitesinden aldım. Kendilerine teşekkür ederim ve kutlarım.

Atatürk Türkiye'yi "Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak" amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:

1. Siyasal Devrimler:

• Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
• Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
• Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

2. Toplumsal Devrimler :

• Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
• Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
• Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
• Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
• Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
• Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)

3. Hukuk Devrimi :

• Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
• Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)

4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:

• Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
• Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
• Türk Tarih ve Dil Kurumlarının kurulması (1931-1932)
• Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
• Güzel sanatlarda yenilikler

5. Ekonomi Alanında Devrimler:

• Aşârın kaldırılması
• Çiftçinin özendirilmesi
• Örnek çiftliklerin kurulması
• Sanayiyi Teşvik Kanunu'nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
• I. ve II. Kalkınma Planları'nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması


TBMM’nin Açılışı  (23 Nisan 1920)

Mustafa Kemal, 23 Nisan 1920’de, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açtı. O gün, ulus egemenliğine dayalı yeni Türk parlamentosunun adı “Büyük Millet Meclisi” olarak kondu. 8 Şubat 1921’de de, “Türkiye Büyük Millet Meclisi” (TBMM) adı kalıcılık kazandı. Bu mecliste, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temelleri atıldı.

İlk Anayasanın Kabulü (20 Ocak 1921)

İlk anayasamız, dağılan ve yok olan Osmanlı İmparatorluğu'nun yerine, yeni bir devletin kuruluşunu hukuken açıklayan bir eserdir. İlk iki maddesi de, "Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur" ve "Yürütme ve yasama yetkisi, ulusun tek ve gerçek temsilcisi olan TBMM'de toplanır" şeklindedir.

Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)

Türk ulusunun özgürlüğünü elde etmesi ve uygar ülkeler düzeyine ulaşması, Atatürk'ün amacıydı. Bu amacın gerçekleşmesi için Türk ulusunun Cumhuriyetle yönetilmesi gerekiyordu. Cumhuriyetin ilanı için de ulusal özgürlüğün önündeki en büyük engel olan saltanat kaldırılmalıydı. TBMM, aldığı kararla saltanatı kaldırdı.

Ankara’nın Başkent Oluşu (13 Ekim 1923)

İsmet Paşa ve 13 arkadaşı, Türkiye devletinin idaresinin Ankara'dan yapılmasını önerdi. Bu önerge, 13 Ekim I923'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce onaylandı. Atatürk, Anadolu'nun ortasındaki bu tozlu kasabadan, modern bir başkent yaratılmasını istedi. Tıpkı Türkiye'nin yoktan var edildiği gibi.

Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

Atatürk, Türk ulusunun özgürlüğünü ve cumhuriyeti engelleyecek her şeyi ortadan kaldırdı. O yıllarda Türkiye'nin tüm düşmanları, işbirliği yapıyorlar; bu uğraşlarında da halifeliği ve dini kullanıyorlardı. 3 Mart 1924te, Meclis kararıyla, hilafet kaldırıldı.

Öğrenim Birliği Kanunu (3 Mart 1924)

Öğrenim Birliği Kanunu'yla, medrese, mektep, azınlık ve yabancı okulları adı altındaki bölünmüşlüğe son verildi. Bilim ve öğretim kurumlarının tümü Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlandı. Böylece, lâik, çağdaş, akılcı ve özgür eğitimin temelleri atıldı. Ulusal kültür birliği sağlandı.

Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)

Cumhuriyet, aklın ve bilimin üstünlüğüne dayalı bir yaşam biçimidir. Tarihin en önemli dönüm noktalarından biri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanıyla, özgürlük, demokrasi ve çağdaşlık gibi kavramlar Türk ulusuna yeni bir dönemin kapılarını açtı. Ülkemiz, yeniden bilim, kültür ve sanat ülkesi olma yoluna girdi.

Çağdaş Hukuk Düzeni (8 Nisan 1924)

Din temelli şeriat mahkemelerine son verilerek modern dünyanın uyguladığı hukuk ve adalet düzenine geçildi. 17 Şubat 1926’dan sonra da, hukuki kararları özgür mahkemeler ve hâkimler, çağdaş hukuk anlayışının gerektirdiği laik hukuk düzeni temelinde almaya başladılar.

Şapka Kanunu (25 Kasım 1925)

Osmanlı İmparatorluğu döneminde, erkekler başlarına sarık, fes, külah ve kalpak gibi başlıklar takarlardı. Atatürk, çağdaşlaşmanın bir bütün olduğunu düşündüğünden, çağdaş biçimde giyinilmesini istiyordu. İlk adım olarak Şapka Kanunu, 25 Kasım 1925te TBMM'de kabul edildi.

Tekke, Türbe ve Zaviyelere Son (30 Kasım 1925)

Tarikatların başlarındaki bazı şeyhler, halkı hükümete karşı ayaklanmaya kışkırtıyordu. Atatürk, bu gerici topluluğun ülkemiz insanlarına zarar vereceğini öngördü ve karşıt düşüncelerini şöyle açıkladı: "Biz medeniyetin ilim ve fenninden kuvvet alıyoruz, ona göre yürüyoruz. Başka bir şey tanımıyoruz..."

Takvim ve Saat Kanunu (26 Aralık 1925)

Çağdaşlaşmak ve uluslararası ilişkileri kolaylaştırmak için takvim ve saatin de değiştirilmesi gerekiyordu. Hicri ve Rumi takvim bırakılarak Miladi takvim kabul edildi. Güneşin batışına göre ayarlanan saat yerine, çağdaş dünyanın kullandığı saat sistemi kabul edildi. 20 Mayıs 1928'de de uluslararası rakamlar kabul edildi.

Çağdaş Türk Kadını (17 Şubat 1926)

"Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadını artık tarihte kaldı" diyen Atatürk, 1926 yılından başlayarak, Türk kadınını toplumsal ve siyasal haklarına kavuşturdu. Kadınlar, Medeni Kanunun kabulüyle, toplumsal haklarını aldılar. 5 Aralık 1934’te de milletvekili seçme ve seçilme hakkını elde ettiler.

Kabotaj Kanunu (1 Temmuz 1926)

18. yüzyılın başlarında, kapitülasyonların verdiği haklara dayanarak yabancı ülkeler tüm ticaret yaşamını ele geçirmişlerdi. Kabotaj kanunuyla, Avrupa ülkelerinin, ülkemizin deniz ticaretindeki egemenlikleri ortadan kalktı. Limanlarımız arasında gemi işletmeciliği Türk vatandaşlarına açıldı; böylece deniz ticaretimiz gelişti.

Nüfus Sayımı (28 Ekim 1927)

Cumhuriyetin ilanından sonra, Türkiye'nin en önemli gereksinimlerden biri, ülkenin nüfusu ve bu nüfusun sosyal ve ekonomik niteliklerinin bilinmesiydi. Bu amaçlarla ilk kez 1927de genel nüfus sayımı yapıldı ve nüfusumuzun 13. 648. 270 olduğu saptandı.

Harf Devrimi (1 Kasım 1928)

Yazı dilinde kullanılan Arap harflerinin yerine Türk harflerinin alınmasını sağlayan Harf Devrimi, okur-yazarlığı yaygınlaştırmak ve cehaleti kısa zamanda gidermek için yapıldı. Atatürk'ün emriyle bir komisyon kurulup yeni Türk alfabesi hazırlandı. Böylece Türk ulusu da çağdaş dünyanın kullandığı yazıyı kullanmaya başladı.

Başöğretmen Atatürk (24 Kasım 1928)

Latin alfabesinin kabulüne ilişkin kanun, TBMM tarafından onaylandıktan sonra, halkımıza okuma yazma öğretmek üzere, 1 Ocak 1929'da "Millet Mektepleri" açıldı. Atatürk, "Millet Mektepleri Başöğretmeni" ilân edildi. Başöğretmen, yurt gezilerine çıkıp, kara tahta başında yeni Türk harflerini vatandaşlarına öğretti.

Ölçüler Kanunu (26 Mart 1931)

Arşın, endaze, okka, çeki gibi miktarı değişken olan eski ölçüler kaldırıldı ve çağdaş ulusların kullandıkları metre, kilogram ve litre, ölçü birimleri olarak kabul edildi. Böylece, ülkede ağırlık, uzunluk ve hacim ölçülerinde tek bir sistem uygulanmaya başlandı. Bu uygulama, uluslararası ticari ilişkilerdeki karmaşaya da son verdi.

Tarih Devrimi (12 Nisan 1931)

Türk tarihinin bilimsel bir bakış açısıyla incelenmesi gerekiyordu. Böylece hem Türk tarihi aydınlanacak, hem de dünyanın Türkler hakkındaki yanlış düşünceleri düzeltilecekti. İlk olarak, Türk tarihi üzerinde araştırma yapmak üzere "Türk Tarih Tetkik Cemiyeti" kuruldu. Bu cemiyetin adı, sonra "Türk Tarih Kurumu" oldu.

Halkevleri Açıldı (19 Şubat 1932)

Ulusumuzu yeni amaçlar etrafında toplamak, kültür ve düşünce birliğini sağlamak, Atatürk devrimlerinin benimsenmesini gerçekleştirmek, kültür atılımı yapmak, kır-kent ve köylü-aydın ikiliğini ortadan kaldırmak amaçlarıyla halkevleri kuruldu. İlk halkevi, 19 Şubat 1932'de Ankara'da açıldı.

Dil Devrimi (12 Temmuz 1932)

Osmanlı Türkçesi, Arapça ve Farsça'nın söz ve kurallarıyla karma bir dil haline gelmişti. Bu, Türkçe'nin hem bilim dili, hem de ulusal dil olmasına engeldi. Atatürk, bu sorunların giderilmesi için, “Türk Dil Tetkik Cemiyeti”nin kurulmasını sağladı. Daha sonra bu kurumun adı “Türk Dil Kurumu” oldu.

İlk Çağdaş Üniversite (31 Mayıs 1933)

Ülkemizde ilk çağdaş üniversite, batıdaki ilk örneğinden ancak 800 yıl sonra kurulabildi, İsviçreli profesör Albert Malche'nin hazırladığı, 31 Mayıs 1932 tarihli raporun ardından 1933'te Üniversite Reformu yapıldı. Bu yasayla, ülkemizin ilk çağdaş üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi, 18 Kasım 1933'te öğrenime açıldı.

Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)

Osmanlı İmparatorluğu döneminde kişilerin soyadları yoktu. Toplumsal konularda ve nüfus işlerinde karışıklıklara yol açan bu durumu çözümlemek için Soyadı Kanunu çıkarıldı. Bu kanunla kişiler, kendi adlarından başka bir de Türkçe soyadı aldılar. Mustafa Kemal de, Türklerin atası anlamına gelen Atatürk soyadını aldı.

Lakap ve Unvanlara Son (26 Kasım 1934)

Ağa, hacı, hafız, hoca, molla, efendi, bey, beyefendi, paşa, hanım, hanımefendi, hazretleri, gibi lâkap ve unvanlar; savaş madalyası dışındaki madalya ve nişanlar kaldırıldı. Ayrıca, 3 Aralık 1934’te, din adamlarının, hangi dinden olurlarsa olsun, ibadet yerleri ve ayinler dışında dini giysi taşımaları yasaklandı.

Tatil Günleri (27 Mayıs 1935)

Hafta tatili Cuma yerine Pazar günü olarak belirlendi. Resmi bayramlardan 30 Ağustos Zafer Bayramı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı'nın olduğu günler tatil ilan edildi. Atatürk Ulusal Egemenlik Bayramı'nı daha sonra çocuklara armağan etti. 20 Haziran 1938'deyse, 19 Mayıs, Gençlik ve Spor Bayramı olarak kabul edildi.

Ankara Devlet Konservatuarı (Ekim 1936)

Atatürk, Türk toplumunun tutuculuktan kurtulup, özgür düşünceye yönelmesinde bilim, kültür ve sanatın önemli olduğunu biliyordu. Ekim I936'da, Ankara Devlet Konservatuvarı, yaratıcı ve seslendirici sanatçılar yetiştirmek üzere açıldı. Burada Türkiye'nin gereksinim duyduğu müzik, tiyatro, opera, bale sanatçıları yetişmeye başladı.

Müspet ve Sosyal İlimler:

Müspet ilimlerin her dalı çağdaş medeniyetin verilerinin toplum hayatına uygulanmasını sağlar.  Bu bakımdan fikir hayatının belli başlı dayanağı devlet ve fert olarak müspet ilimlere verilen değerle ölçülür.

Çünkü yüzyılların derinliklerinde oluşan ve günümüzde neticeleri alınabilen müsbet ilimler, millî varlıklarda büyük yer tutmalıdır. Cumhuriyet hükümeti devrimiz bu konuya da çok değer vermiş ve Eğitim Bakanlığı, programlarında, nazarî ve tatbikî olarak her dalı ile müspet ilimlerin öğretilmesini esas kabul etmiştir. Bu konu ile ilgili Atatürk'ün pek çok sözleri vardır.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" dediği vakit, ilmin yol göstericiliğini, hayatı aydınlatacağını mürşit kelimesinde ifade ederken acaba niçin bununla yetinmeyerek en hakiki sıfatını eklemek lüzumunu hissetmiştir? Atatürk herhangi bir mesele ve fikir için kesin hükümler çıkarırken, gerekli olduğuna inandığı ve dikkati çekmeyi faydalı bulduğu yerlerde böyle kuvvetlendirici terimleri daima kullanmıştır. İnsan bu cümleyi okur ve üzerinde düşünürken mutlaka en hakiki kelimesi üzerinde duraklamadan geçemiyecektir. Mürşidin en hakiki olmasını arayacaktır. Bu cümlesinin baş tarafı ise şöyledir: "Dünyada her şey için, medeniyet İçin, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir, ilim ve fen haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delâlettir, yalnız ilim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının tekâmülünü idrak etmek ve terakkiyatını zamanla takip eylemek şarttır. Şu kadar bin sene sonra bugün aynen tatbike kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir".

Atatürk, bu sözleriyle ilmin ilerleyişini her an izlemek gerektiğinin üzerinde duruyor ve "Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister" diye öğretmenlere hitap eden bu sözlerine şunları da ekliyor : "Cumhuriyet, fikri hür, irfanı hür nesiller ister" (1924). Kurtuluş Savaşı zaferle bittiği günlerde ise, Bursa'da (27 Ekim 1922) Öğretmen topluluğuna hitap ederken yine aynı konu üzerinde şöyle diyor; "Gözlerimizi kapayıp mücerret yaşadığımızı farzedemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp cihan ile ilgisiz yaşayamayız. Aksine ilerleyen medenî olan bir millet olarak medeniyet sahasının üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve bunu her ferdin milletin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur.  Okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir".

Her vesile ile ilim ve fenni çağdaş medeniyetin esası kabul eden Atatürk, İlmin her sahada ilerlediği bir devirde yaşadığımızı ve "Büyük davamız en medenî ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir", dediği vakit, esas fikri şudur: "Bu yalnız kurumlarında değil, düşüncelerinde temelli inkılâp yapmış olan büyük Türk milletinin dinamik idealidir. Bu ideali en kısa bir zamanda başarmak için fikir ve hareketi beraber yürütmek mecburiyetindeyiz" (Kasım 1937). Atatürk'ün bu konu ile ilgili sözlerini hatırladığımızda bizlere, bugün dahi öncü olacak fikirler buluyoruz. Bunu tarih metoduna uyarak incelediğimizde şunu tespit edebiliriz. O, zamana göre konuştuğu ve direktif verdiği vakit, meseleleri yeni görüşlere ve bilgilere dayandırmıştır. Güzel söz, edebî cümle, hitabet insanları o an için duygulandırır, fakat bu sözler de asıl geleceği aydınlatan fikirler yer alırsa onların değeri yıllar boyunca kudretli kalır. İşte Atatürk'ün müspet ilim için söylediği sözlerde bugün dahi yol gösterici ve üzerinde düşünmemiz gereken fikirler vardır. Böylece Cumhuriyet devrimizin Devrim hareketleri içinde müspet ilimlere verilecek önem, her vesile ile hatırlatılmış ve önemle üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda bu ilimlerin gerek öğrenimi, gerekse uygulanması Cumhuriyet hükümetlerinin uğraştığı ve programlaştırdığı başlıca meseleler olmuştur. Müspet ilimler millî benliğimizin kuvvetlenmesine en büyük yardımcıdır.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ KRONOLOJİ

Mondros Mütarekesi/Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması    30 Ekim 1918
Musul’un İngilizler tarafından işgâli    3 Kasım 1918
İtilaf Kuvvetleri’nce Çanakkale Boğazı’nın işgali    8 Kasım 1918
İskenderun’un İngilizler tarafından işgali    9 Kasım 1918
Urfa, Maraş ve Antep’in Fransızlar tarafından işgali    9 Kasım 1918
İtilâf kuvvetlerince İstanbul’un işgali    13 Kasım 1918
Millî Kongre Cemiyeti’nin kuruluşu    29 Kasım 1918
Trakya-Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniyesi’nin kurulması    2 Aralık 1918
İzmir Müdafa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti’nin kurulması    2 Aralık 1918
Osmanlı Mebusan Meclisi’nin feshi    21 Aralık 1918
Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin kurulması    12 Şubat 1919
Paris Sulh Konferansı’nda İzmir’in Yunanlılar’a verilmesi kararının alınması        30 Mart 1919
Mustafa Kemal Paşa’nın 9. Ordu Komutanlığı Kıtaat Müfettişliği’ne atanması        6 Mayıs 1919
Redd-i İlhak Cemiyeti’nin kuruluşu    14 Mayıs 1919
İzmir’in Yunan kuvvetlerince işgal edilmesi    15 Mayıs 1919
Hasan Tahsin (Osman Nevres) Bey’in Yunanlılar’a ilk kurşunu sıkması ve şehit düşmesi    15 Mayıs 1919
Mustafa Kemal Paşa ve kurmay heyetinin Samsun’a çıkması    19 Mayıs 1919
Mustafa Kemal Paşa’nın Amasya’ya geçişi    13 Haziran 1919
Amasya Genelgesi’nin yayınlanması    22 Haziran 1919
Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul Hükümeti’nce görevlerinden azledilmesi    24 Haziran 1919
I. Balıkesir Kongresi    26 Haziran 1919
Erzurum Kongresi’nin toplanması    23 Temmuz-7 Ağustos 1919
I. Nazilli Kongresi’nin toplanması    4 Ağustos 1919
Sivas Kongresi’nin toplanması    4-12 Eylül 1919
Karakol Cemiyeti’nin kuruluşu    19 Kasım 1919
Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya gelişi    27 Aralık 1919
Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin toplanması    12 Ocak 1920
Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde Misak-ı Millî’nin kabulü    28 Ocak 1920
Maraş’ın kurtuluşu    12 Şubat 1920
İstanbul’un İtilaf kuvvetlerince işgali    16 Mart 1920
Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin çalışmalarını erteleme kararı alması    18 Mart 1920
Mustafa Kemal Paşa’nın yeni bir seçim talimatını vali ve mutasarrıflara yollaması    19 Mart 1920
Fransız kuvvetlerinin Urfa’yı terk etmesi    10-11 Nisan 1920
TBMM’nin Ankara’da toplanması    23 Nisan 1920
TBMM Hükümeti’nin Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında kurulması    3 Mayıs 1920
Gümrü Antlaşması’nın imzalanması    2-3 Aralık 1920
I. İnönü Savaşı    10-11 Ocak 1921
Londra Konferansı’nın toplanması    21 Şubat 1921
Moskova Antlaşması’nın imzalanması    16 Mart 1921
II. İnönü Savaşı    23 Mart – 1 Nisan 1921
Sakarya Savaşı    23 Ağustos-13 Eylül 1921
Kars Antlaşması’nın imzalanması    13 Ekim 1921
Ankara İtilâfnamesi’nin imzalanması    20 Ekim 1921
Fransız kuvvetlerinin Antep’i terk etmeleri    25 Mart 1921
Büyük Taarruz’un başlaması    26 Ağustos 1922
Dumlupınar Zaferi    30 Ağustos 1922
Mudanya Mütarekesi’nin imzalanması    11 Ekim 1922
Lozan Konferansı’nın başlaması    20 Kasım 1922
Lozan Antlaşması’nın imzalanması    25 Temmuz 1923
Ankara’nın başkent olması    13 Ekim 1923
Cumhuriyet’in ilânı    29 Ekim 1923
Hilâfet’in kaldırılması    3 Mart 1924
Anayasa’nın kabulü    20 Nisan 1924
Şapka ve kıyafet inkılâbı ile ilgili kanunun kabulü    25 Kasım 1925
Milâdî takvimin kabulü    26 Aralık 1925
Türk Medenî Kanunu’nun kabulü    17 Şubat 1926
Beynelmilel rakamların kabulü    24 Mayıs 1928
Türk Ceza Kanunu’nun kabulü    1 Temmuz 1928
Harf İnkılâbı    3 Kasım 1928
Türk Tarih Tetkik Cemiyeti’nin kuruluşu    15 Nisan 1931
Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin kuruluşu    12 Temmuz 1932
İstanbul Üniversitesi’nin kuruluşu    1 Ağustos 1933
Türk kadınına seçilme hakkının tanınması    11 Kasım 1934
Soyadı Kanunu’nun kabulü    26 Haziran 1934
Mustafa Kemal Paşa’ya “Atatürk” soyadının verilmesi    24 Kasım 1934


Bakan Tunç'tan Diamond Tema açıklaması: Eleştiriler haksızdır
Bakan Tunç'tan Diamond Tema açıklaması: Eleştiriler haksızdır

Bakan Tunç'tan Diamond Tema açıklaması: Eleştiriler haksızdır

Adalet Bakanlığı duyurdu Adı skandallara karışmıştı: Karar belli oldu
Adalet Bakanlığı duyurdu Adı skandallara karışmıştı: Karar belli oldu

Adalet Bakanlığı duyurdu Adı skandallara karışmıştı: Karar belli oldu

İskoçya - İsviçre: 1-1 (MAÇ SONUCU)
İskoçya - İsviçre: 1-1 (MAÇ SONUCU)

İskoçya - İsviçre: 1-1 (MAÇ SONUCU)

Almanya - Macaristan: 2-0 (MAÇ SONUCU)
Almanya - Macaristan: 2-0 (MAÇ SONUCU)

Almanya - Macaristan: 2-0 (MAÇ SONUCU)

Hırvatistan-Arnavutluk: 2-2 (MAÇ SONUCU)
Hırvatistan-Arnavutluk: 2-2 (MAÇ SONUCU)

Hırvatistan-Arnavutluk: 2-2 (MAÇ SONUCU)

Hocasını eleştirmişti! Dusan Tadic'ten geri vites
Hocasını eleştirmişti! Dusan Tadic'ten geri vites

Hocasını eleştirmişti! Dusan Tadic'ten geri vites

Kayserispor Mane'yi duyurdu
Kayserispor Mane'yi duyurdu

Kayserispor Mane'yi duyurdu

Hull City'de flaş ayrılık
Hull City'de flaş ayrılık

Hull City'de flaş ayrılık

Max Kruse'nin Kürt eşi Dilara'ya, Türkiye'ye tezahürat yaptığı için ölüm tehdidi
Max Kruse'nin Kürt eşi Dilara'ya, Türkiye'ye tezahürat yaptığı için ölüm tehdidi

Max Kruse'nin Kürt eşi Dilara'ya, Türkiye'ye tezahürat yaptığı için ölüm tehdidi

TFF, Beşiktaş'a acımadı! Fenerbahçe ve Galatasaray'ın yarısını layık gördü
TFF, Beşiktaş'a acımadı! Fenerbahçe ve Galatasaray'ın yarısını layık gördü

TFF, Beşiktaş'a acımadı! Fenerbahçe ve Galatasaray'ın yarısını layık gördü

Mehmet Büyükekşi'den Fenerbahçe'ye 28.4 milyon euro'luk tarihi kıyak
Mehmet Büyükekşi'den Fenerbahçe'ye 28.4 milyon euro'luk tarihi kıyak

Mehmet Büyükekşi'den Fenerbahçe'ye 28.4 milyon euro'luk tarihi kıyak

Aziz Yıldırım devreye girdi, Ali Koç tamam dedi! Fenerbahçe'den Amedspor'a akın
Aziz Yıldırım devreye girdi, Ali Koç tamam dedi! Fenerbahçe'den Amedspor'a akın

Aziz Yıldırım devreye girdi, Ali Koç tamam dedi! Fenerbahçe'den Amedspor'a akın

II. Batshuayi vakası! Samet Akaydın, Eyüpspor üzerinden Galatasaray'a
II. Batshuayi vakası! Samet Akaydın, Eyüpspor üzerinden Galatasaray'a

II. Batshuayi vakası! Samet Akaydın, Eyüpspor üzerinden Galatasaray'a

Batshuayi'nin Galatasaray'a daha yakın olma nedeni! Okan Buruk faktörü
Batshuayi'nin Galatasaray'a daha yakın olma nedeni! Okan Buruk faktörü

Batshuayi'nin Galatasaray'a daha yakın olma nedeni! Okan Buruk faktörü

Yunanistan'dan Trabzonspor'a! AEK'nın Kamerunlu stoperine teklif gönderildi
Yunanistan'dan Trabzonspor'a! AEK'nın Kamerunlu stoperine teklif gönderildi

Yunanistan'dan Trabzonspor'a! AEK'nın Kamerunlu stoperine teklif gönderildi

Cezayir futbolunun gelmiş geçmiş en büyük yıldızıydı! Oğlu Fenerbahçe'ye geliyor
Cezayir futbolunun gelmiş geçmiş en büyük yıldızıydı! Oğlu Fenerbahçe'ye geliyor

Cezayir futbolunun gelmiş geçmiş en büyük yıldızıydı! Oğlu Fenerbahçe'ye geliyor

Mourinho, Fenerbahçe'den ünlü! İsviçre'de Lugano eşleşmesinin yankıları
Mourinho, Fenerbahçe'den ünlü! İsviçre'de Lugano eşleşmesinin yankıları

Mourinho, Fenerbahçe'den ünlü! İsviçre'de Lugano eşleşmesinin yankıları

Arda Güler dünya futboluna yepyeni bir terim kazandırdı: Gülerazo
Arda Güler dünya futboluna yepyeni bir terim kazandırdı: Gülerazo

Arda Güler dünya futboluna yepyeni bir terim kazandırdı: Gülerazo

Aman Fenerbahçe dikkat! Hojbjerg'i alacağım derken başın derde girmesin
Aman Fenerbahçe dikkat! Hojbjerg'i alacağım derken başın derde girmesin

Aman Fenerbahçe dikkat! Hojbjerg'i alacağım derken başın derde girmesin

Trabzonspor forması giyen Trabzon'u unutmaz! Golcü için sürpriz isim devrede
Trabzonspor forması giyen Trabzon'u unutmaz! Golcü için sürpriz isim devrede

Trabzonspor forması giyen Trabzon'u unutmaz! Golcü için sürpriz isim devrede

EURO 2024'te enteresan tartışma! ""Alamancılar, Türkiye'yi temsil etmiyor""
EURO 2024'te enteresan tartışma!

EURO 2024'te enteresan tartışma! ""Alamancılar, Türkiye'yi temsil etmiyor""

Galatasaray turnayı gözünden vuracak! Öyle bir 8 numaraya teklif gitti ki
Galatasaray turnayı gözünden vuracak! Öyle bir 8 numaraya teklif gitti ki

Galatasaray turnayı gözünden vuracak! Öyle bir 8 numaraya teklif gitti ki