20 Ocak 2018, Cumartesi

> Alpaslan Akkuş > Tedirgin…
Alpaslan Akkuş

Tedirgin…

31 Ekim 2017 12:46

Beylerbeyi’nde maça çıkmaya hazırlanırken izledim son 5 dakikayı. Hasan Ali faülü yapınca “bi şey olmaz yaa” diyenlere ”maalesef olur, daha önce hep oldu,


Ahmed Hassan sendromu bu” dedim. Muhtemelen binlerce kişi de anında o pozisyonu düşündü. Bugünkü gibi değildi, daha iyi oynuyorduk aslen. Ankara deplasmanına treni kapatarak gittik. Atlı polisler üstümüze sürdü, Yasemin ezilmekten son anda kurtuldu, babam benim trende yaptığım küfürlü besteyi dinlemiş tribünde, telefonda söyledi, onu ben yolda yaptım dedim, gururdan ağladı. Bak küfürlü beste diyorum. Neyse maç sonu birlikte hüzünden ağladık. Son dakika sahanın en kısası Ahmed Hassan’dan yedik çünkü. Yusuf’un yüzumsuz faulüyle. Daha önce de Şifo Mehmet’ten kafa golü yemiştik son dakika. Böyledir bizim sevdamız.

İşte bu tedirginliktir Fenerbahçe’nin kurtulamadığı hal. Özellikle de 2006 travmasından bu yana. Her sene fikstür çıkar çıkmaz son maça bakar Fenerbahçe taraftarı, aman ters bi takım olmasın, bi daha yaşanmasın o acı diye. Şimdi bu tedirginlik iliklerimize kadar işledi artık. Çünkü camianın başında tüm bu travmaları yaşayan adam duruyor. Giderek daha da yıpranıyor ama duruyor. 3 Temmuz’da bile, tribün diliyle, geri vites yapmayan adam bembeyaz oluyor maç sonlarında. Kenarda hoca aynı durumda. Sahadakilerin eli ayağı titriyor. Ya yersek korkusu çıkmıyor takımın içinden. Rakip 10 hatta 9 kişiyken bile değişmiyor durum. Yıllar var ki Fenerbahçe, E-5 üzerinden akın akın köprüye koşan taraftarın ruhunu bir kez sahaya yansıtamıyor. İyi rakiplere karşı oyun tutuyor, tüm sahada alan savunması yapıyor, derbi kaybetmiyor, ama Allah Allah nidalarıyla çullanamıyor bir türlü. 3 Temmuz gibi işte. Meşhur 3 Temmuz. Tankıyla topuyla gelenlere karşı gövdesini siper eden camia, atağa geçeceği zaman nasıl durup kaldıysa sahada da durum aynı.

Bir Benfica maçımız var hafızamızda, birkaç maçın da eğer gerideysek son bölümü. Can havline tutulduğumuz anlar yani. Yavrusunu dert eden anne kedinin bile kaplana dönüştüğü hal. Sonra yine aynı ruh hali. Hoca hala 2011 sonrasında çünkü. Güçlenerek geldim, dedi, daha cesur cümleler kurdu ama kenardaki görüntüsü aynı. Hala bizden daha hızlı yıkılıyor gol yiyince, belki takımı yaslamak istemiyor ama öyle bir enerji düşüşü oluyor ki, takım otomatikman Kanije ruh halini alıyor.

Bir silkelenmeye ihtiyacı var Fenerbahçe’nin. Sol bek transferiyle olmayacak, kanatlardan gelmeyle anlatılamayacak bir silkinme. Aziz Yıldırım Mayıs’a kadar gitmiyor belli. Sonra da kalmak istiyor hatta. Ama bünye kabul etmiyor artık. Hani iş yerinde bir mutsuz yöneticiniz olduğunu düşünün. Ne para alsanız, ne mesailer yapsanız olmaz. Mutsuz insan mutlu edemez çünkü. Aziz Yıldırım mutsuz. Aziz Yıldırım umutsuz. Bu yüzden Aykut Kocaman’ı getirdi zaten. Transfer gecikse de, para harcanamasa da, sıradan adamlar alınsa da şikayet etmeyecek, tüm elektriği üzerine alacak biri. Tam da öyle oldu. Hoca yükü aldı ve kaldıramadı.

Yaslanan takımı öne atacak hamleyi yapamadı, çünkü o hamle içinde yok. Oyun taktiğinden öte özgüveni yerde Fenerbahçe’nin. Evet güçlü bir kadrosu yok, evet bazı mevkiler çok ciddi sorunlu, ama önce isyanı yok Fenerbahçe’nin. Yeter laaaannn diye bağırmıyor Fenerbahçe, zincirini kırmıyor, evdeki vazoyu camı çerçeveyi indirmiyor. Odaya çekilip küsüyor. Komşulardan, apartman yönetiminden şikayet ediyor. Balkonda sigara içiyor. Geçen yıl Lens, bu yıl Valbuena. Tesadüf değil. Kurulu sistem akmayınca ayağı top yapabilen kendini paralıyor. Bir şekilde atılıyor ama aynısı yeniyor. Çünkü korkuyor Fenerbahçe. Korktukça başına geliyor, başına geldikçe korkuyor.

Aynı koltukları yüzünü değiştire değiştire yeniden kullanıyor Fenerbahçe. Ama oturulmuyor artık o koltuklara. Evi yenilemek gerekiyor. Aziz Yıldırım hayatını Fenerbahçe’ye adamış bir insan. Amenna. Ama bunca değerliyse Fenerbahçe, artık onu uzaktan sevmesi en mantıklısı görünüyor. Bu satırların yazarı 3 Temmuz kavramını da iyi biliyor, Topuk Yaylası yollarının nasıl yapıldığını da, stadın inşaatını gecelerce yerinde izledi, konuya hakim. Yargıtay sürecinin önemini de biliyor merak etmeyin. Ama artık geçmişi geçmişte bırakmak, ileri bakmak gerekiyor. Ali Koç ya da başkası, bilmiyorum. Artık bu bayrağı değiştirmek gerekiyor. 4 çarpı 100 olması gereken yarışta bayrağı 20 turdur aynı koşucu taşıyor. Buna can dayanmaz.

Sözün özü; bu yazıyı yazdım diye bana kızın, sövün, filancanın adamı ilan edin. Ama lütfen sakince bir düşünün. Başkandan taraftara kadar herkes. Fenerbahçe için en doğrusu hangisiyse onu yapın. Karar sizin…





Canlı Maç Merkezi