19 Kasım 2017, Pazar

> Mehmet Eyüp Yardımcı > SAYGILARIMIZLA (sincèrement)
Mehmet Eyüp Yardımcı

SAYGILARIMIZLA (sincèrement)

18 Ekim 2017 13:37

Belki kendi hayatları Matrix olabilir ama Beşiktaş gerçek...


Ankara’da umut vermeyen dakikaların, hakemin son düdüğüyle bitmesiyle birlikte kafalarda "acabalar" dolaşmaya başlamıştı.

Sahanın içinde olmayanlar başka, sahanın içndekiler ise bambaşka düşünüyordu Ankara’da. Çünkü Salı akşamı, futbolun üst perdesi açılacaktı Fransa’da. Futbolcu olarak bu maç ile yatıp, kalkmak düşünce diyarında gayet doğaldır, futbol Şampiyonlar Ligi’nde her anlamda farklı ifadeler taşımaktadır.

Fransa’ya doğru giderken bavullara ve gönüllere tarihi bir imza atabilmenin heyecanı, planları doldurulmuştu. Fransızlar her zamanki gibi ukalaydı, Avrupa’nın en iyi hücum eden birkaç takımından birisiyiz sözü dillerinde pelesenk olmuştu. Bir de II. Louıs (ya da tam adıyla  Louis Honoré Charles Antoine Grimaldi 30. Monako prensi ve Valentinois Dükü) adını taşıyan biz Türklere pek yabancı olmayan (Galatasaray’ın Süper Kupa Finali ve Kupa Zaferi) stadda yerini almış vatandaşları vardı ama hepsi yine Beşiktaş gerçeğini unutmuş, unutmaya çalışmış, yok aslında böyle bir şey hepsi matrix demişlerdi.

Belki kendi hayatları Matrix olabilir ama Beşiktaş gerçek.

Beşiktaş sahaya Porto kadrosundan sadece Oğuzhan farklılığıyla çıkarken Avrupa sahnelerindeki futbolundan farklılık yoktu. Karşısındaki Fransa’nın üst düzey takımlarından olan Monaco’yu yavaş yavaş narkoz etkisiyle sahada uyutup, meşin yuvarlığı istediği zaman, istediği yere adrese teslim gönderirken sahada futbola Fransız kalan Monaco idi.

Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi’nde 3’te 3 yaparak, ilk defa bir Fransız ekibini yenerek, maç sonunda Monaco taraftarlarına Edith Piaf’ın unutulmaz şarkısı "La vie en rose"’u söyletiyordu.

Porto, Leipzig ve ardından Monaco.

Beşiktaş artık Şenol Güneş eşliğinde farklı, üst akılla yoluna devam ederken, daha sağlıklı yol alabilmesi, yol kazalarına uğramaması (Şampiyonlar Ligi, Süper Lig ve Kupa maçları) illaki yanında Tamer Tuna’dan iki basamak daha yukarda bir yardımcı teknik adama ve hem teknik ekibi hem de futbolcuları mental olarak destekleyecek profesyonel bir ekibe ihtiyacı var.  Beşiktaş artık sadece Süper Lig’de şampiyon olalım bize yeter mantığıyla hareket eden bir kulüp değil.

Beşiktaş’ın hedefleri büyümüştür ve bu büyüyen hedeflerle birlikte istekler, işleyişlerde değişecektir. Şenol Güneş önderliğinde yola devam ettikçe, futbol takımı içinde gelişim sürecinde koşar adım ilerleyen Cenk Tosun gibi futbolcuların, kumaşlarının parlaması ve Avrupa tarafından mercek altına alınıp, ilmik ilmik incelenmesi, dudak uçuklatan biraza kıskandıran fiyatlarla transfer edilmeye çalışılması herkese normal gelsin.

Lütfen artık Beşiktaş’ın bu gelişimine, başarısına alışın, takdir edin ve bir zahmet alkışlayın.

Tebrikler Beşiktaş.

Futbol dünyasında yolun açık olsun…