21 Ekim 2018, Pazar

> Tolga Gani Zengin > Mandıra filozofu
Tolga Gani Zengin

Mandıra filozofu

06 Şubat 2017 23:23

Merkez medyada pek çok yorumcunun iddia ettiğinin aksine kupada oynanan Beşiktaş - Fenerbahçe derbisi aslında saha dışından çok saha içi olaylarıyla konuşuldu.


Saha içinde Oğuzhan Özyakup, Robin Van Persie, Dusko Tosic'in yaptıkları o kadar çok konuşuldu ki, saha dışında Şenol Güneş'in yaptıkları yeteri kadar gündeme getirilmedi. Merkez medya, Şenol Güneş'in gönüllü avukatlığını ve hamiliğini yapmayı görev edindiği için Şenol Güneş güzellemeleri medyada devam etti. Ne Robin Van Persie'ye küfrederken araya giren Simon Kjaer'in ağzını sıkması, ne maçtan sonra "Rakibi tebrik etmiyorum" söylemi, ne de hali hazırda çalıştığı kulübün yöneticileri ve teknik direktörü şike kumpasından cezaevinde yatmamış gibi aynı kumpas mağduru İlhan Ekşioğlu'na bel altı vurmaya çalışması basın tarafından yeteri kadar tartışıldı.

Eski çalıştığı kulübün şike kumpasındaki avukatları Fethullahçı Terör Örgütü üyesi olmaktan tutukluyken, kes-yapıştır olduğu bugün ispatlanmış olan tapeleri kasten Fenerbahçe maçı sonrası dile getirmesi, FETÖ'cülerin en azından bir kısmının merkez medyadan temizlendiği günümüzde bile basında tartışılmamaktadır. Bugün bile durum bu haldeyken, 3 Temmuz şike kumpası döneminde, FETÖ'nün medyada at koşturduğu zamanlarda basının Fenerbahçe'ye karşı yaptığı yargısız infazlar daha iyi anlaşılabilmektedir.

Şenol Güneş kendisini sürekli pohpohlayan ve arkasını kollayan basın mensuplarından aldığı cesaretle hemen her ortamda Fenerbahçe nefretini rahatlıkla kusarken, buna alkış tutan basın mensuplarıyla buluştukları tek ortak nokta Fenerbahçe kompleksidir (Bir radikal islamcı yazarın, bir komünist yazarın, bir milliyetçi yazarın ve bir sosyal demokrat yazarın aynı paydada buluşabileceği tek şey Fenerbahçe'ye birlikte zarar verebilme isteğidir). Şenol Güneş unutmamalıdır ki, bugüne kadar hangi takımın başında olursa olsun rakibi hep Fenerbahce olmuştur. Son yıllarda Şenol Güneş'ten "filozof" yaratma çabasında olan merkez medya, eğer bir gün Şenol Güneş'in rakibi Galatasaray olursa bugünkülere benzer ilk davranışında Şenol Güneş'i sokağa çıkamayacak duruma getireceklerdir.

Büyük travmalar yaşanmadan filozof olunmaz derler. Şenol Güneş bu deyişten feyz almış olmalı ki, 1995-1996 ve 2010-2011 sezonlarında yaşadığı ağır travmalar sonrası kendisini filozof zannetmeye başladı. Buraya kadar bir sorun yok; buna mukabil akıl hastaneleri ise, kendini Napolyon ya da Hitler sanan yüzlerce kişiyle dolu. Asıl sorun, Şenol Güneş'in söyledikerinden tek kelime anlamadığı için "Ben anlamıyorsam o zaman söylediği kesin önemli bir şeydir" düşüncesinde olan Türk medyasının da Şenol Güneş'i filozof zannetmesi.