16 Aralık 2018, Pazar

> Mehmet Eyüp Yardımcı > Kol düğmeleri
Mehmet Eyüp Yardımcı

Kol düğmeleri

31 Temmuz 2018 21:25

Bu yalan dünyadan bir Barış Manço gelip, geçti. Ardında her daim keyifle dinleyip, her daim kendi hikâyemizde biryerlere tekrar tekrar yolculuk yapacağız...


İşte o unutulmaz eserlerden bir tanesi de “Kol Düğmeleri” dir.

1962 yılında Barış Manço Kızıltopraklı Semra adında bir kızla nişanlanır. 1963 yılının yazında Belçika’ya okumaya gidince, o nişan bozulur. Barış Manço yüreğindeki sızıyı, hüznü şarkı haline getirir.

Semra’nın başta Barış Manço’ya ve bizlere istemedende olsa verdiği çok değerli bir hediyedir “Kol Düğmeleri”.

İki küçük kol düğmesi bütün bir aşk hikayesi 

İki düğme iki ayrı kolda bizim gibi ayrı yolda …

20 Mayıs 1886’da İstanbul Kandilli semtinde doğan ünlü edebiyatçılarımızdan Şemsettin Sami beyin oğlu Ali Sami Bey ( Ali Sami Bey sonradan Yen soyadını alacaktır) 29 Temmuz 1951 tarihinde bu yalan dünyadan göçüp giderken (Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun) ardında spor adına muhteşem bir eser bırakır. Kurucusu ve ilk başkanı olduğu Galatasaray Kulübü’nü…

Ali Sami Yen beyefendi o gün ile ilgili şu meşhur sözünü söyler; 

"Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek."

Her Türk takımının gayesi bu değil midir?

Futbolun beşiğinden öykündüğümüz futbolu, kendi tarzımızla bütünleştirip ileriye götürmek.

Bu ülkede futbolun gelişimi için yapılması gerekli en büyük gaye, işi doğru temellere oturtmak, geliştirmek, Avrupa’da Türk olmayan takımları yenmek.

Tabii ki! Artık endüstriyel bir gerçek olan futbolun içinde Avrupa ile mücadele edip, maddi ve manevi kazançlar sağlamak adına önce kendi aramızda oynayacağız sonrasında ise Avrupa er meydanında, kendi renklerimizde “kıspet” lerimizi giyip, gurur ve şerefle hem kendimizi, hem de ülkemizi temsil edeceğiz.

Şimdi Avrupa öncesi kendi içimizdeki mücadele sürecinde, bugüne kadar transfer ve diğer futbol mecralarında gereksiz ve anlamsız hareketlerle, sözlerle ve eylemlerle aramızdaki “dostluğu” değil “düşmanlığı” körükledik. Bu gereksiz “körükleme” hareketi bize şimdi omuzumuzdan hafif bir geriye baktığımızda bile görebileceğimiz, böyle giderse altından kalkamayacağımız bir maddi enkaz bıraktı.

Halimiz ortada. Kulüplerin ve ülkenin ekonomik gerçekleri altında bu hatanın ne kadar pahalıya patladığını görünce, başınızı yeşil zeminlere ya da yeni yaptığınız stadların duvarlarına vursanız nafile.

Futbol adına birbirimizle doğr ubir anlayışla yarış edebilme gerçeğini yaşasaydık, her şeyi temelde kalacak “dostluğu” bozmadan yapabilseydik, bu yarışta her başarının, çıtanın her yükselişinin bir sonraki adımını doğru atabilseydik, tepeden tırnağa mali ve idari bakımdan doğru işleyişle bugünlere gelen kulüplerimiz olur, Avrupa arenasında “seneye acaba kaç takım olacağız?”, “ şu ülkenin takımı elensede bize şans doğsa” gibi yağmur duasına çıkmış köylü pozisyonuna uğramazdık.

Bugüne kadar yanlışların savunucusu yöneticiler tarafından zihinlere nakşedilen anlayış sayesinde iki atımlık kurşunumuz olan Avrupa arenasında birbirimize manevi destek olacağımız yerde, yeşil sahalarda göremeyeceğimiz ayak oyunları ve “düşmanımın düşmanı, dostumdur” gereksiz geyiğiyle bugünlere geldik.

Deniz bitti!

Bugün biten denizin hikâyesini çok bilmiş, hep söylemiş gibi uzatılan her mikrofona sadece “nalıncı keseri” gibi kendine yontanlara aldanmayın. 

Onlar esen rüzgârın serinliğini severler.

Futbolun kurtuluş reçetesi belli;

Doğru yönetici,

Doğru camia,

Doğru taraftar,

Doğru medya,

Doğru sistem,

Doğru işleyiş…

Bütün bir aşk hikâyesinin Küçük kol Düğmeleriyiz.

Ayrı kollarda ama akşam olunca, yine aynı kutuda, her ne kadar her sabah ayrı kollarda olsakta, her akşam aynı kutuda…

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yorumlarınız için

mehmeteyupyardimci@gmail.com