11 Aralık 2017, Pazartesi

> Alpaslan Akkuş > Kadıköy’den umut haberi var…
Alpaslan Akkuş

Kadıköy’den umut haberi var…

04 Aralık 2017 08:52

Koltuktan televizyona fırladı milyonlar. Bir kez değil defalarca. Ah ulan, vur bee, ahhh, hadi be oluyo be oluyo be, diye çınladı duvarlar.


Aylar hatta yıllar sonra belki. İlk kez mi 4 gol attı Fenerbahçe? Hayır. Daha bi kaç hafta önce atıp bir de az yemişti üstelik. Ama böyle değildi işte. Yıllar sonra bir golde 5 basamak aşağı koştu kale arkasında oturanlar. Gol değildi sevindikleri. Fenerbahçe’nin isyanıydı. Topun rakipte kalmasına isyan etti Fenerbahçe. Serbest vuruştan yediği saçma gole isyan etti. Hakem kararıyla pısmadı, gol yiyince düşmedi. Atamayınca bir daha denedi. Hata yapan arkadaşının sırtını sıvazladı. O muz verdi sahadekiler birbirine. Santraforsuz 4 gol attı Fenerbahçe. Santraforsuz 10 pas yaptı ceza sahası çevresinde. Topla oynama oranı değişmeden topla oynadığı yeri değiştirdi Fenerbahçe. 4 gol attı ama 44 gol hissi verdi. 1 – 0 kazanıp berabere kalmış hissi verdiği maçın üstüne tam anlamıyla multivitamin dağıttı taraftara.

Ne değişti Fenerbahçe’de bakalım. Yine iki ön libero vardı sahada. Yıllardır eleştirilen ikili üstelik. Sağda Şener solda İsmail vardı yine. Göbekte Skertel ve Neudstader. Aynı yani. Üstelik Valbuena kenarda, Jansen ve Soldado 18’de bile değil, sakatlık ceza vesaire. Umut kesilen Aatıf, aksak Dirar, istikrarsız Alper. Tan tanımı bu. Ne oldu sonra? Hepsinin içinden canavar çıktı. Yine hata yaptı İsmail, yine çıkarken kaptırdı Mehmet, ama arkadaşları yardıma koştu. Yediğinde düşmedi, haydi atarız, dedi. Fark güven, fark niyet, fark mücadele, fark Hoca’nın istediğini sahaya daha iyi koymak.

Ne değişti Fenerbahçe’de. Hoca haftalardır geriden çok pasla oyun kurdurduğu takıma, artık beraber oynamaya alıştınız, daha hızlı çıkıp önde pas yapın, dedi. Orha sahayı 3 saniyede geçti Fenerbahçe. Hızla yön değiştirttiler topa, daha hareketli oynadılar. Topu kendilerinden çok yordular. Kaptırmayınca peşinden koşmaları gerekmedi. Rastgele ileri her vurulduğunda geri gelen bir topu savunmak zorunda kalmadılar. Birbirine yine yakındı topçular. Ama bu kez kendi ceza sahasının çevresinde değil, orta sahanın ilerisinde. Öne geçince Osasuna’ya dönüşmedi Fenerbahçe. Ne kadar kaleden uzak savunursak o kadar az tehlike olur, dedi.

Bütün bu olup bitende Kasımpaşa’nın yüksek baskılı bir takım olmamasının da payı vardı muhtemelen. Ama bunu hoca ve yorumcular düşünsün. Taraftarın gördüğü asıl şey gözlerdeki ışıktı. Hatalarda kolların yana düşmemesiydi. Aynı hücumda hem sağ hem sol beki görebilmekti. Şener ve İsmail’in ısı haritasında hücum bölgesinin daha kırmızı olmasına sevindiler en çok; ki biliyorsunuz kırmızıyı hiç sevmezler.

Bitti mi, her şey güllük gülistanlık mı? Şampiyon mu oldu Fenerbahçe? Hayır. Yıllardır evde ya da statta koltuğa büzüşüp kalan taraftar nefes aldı. Fırladı, coştu, yanındakine sarıldı. Kaçan gole ah çekerken avuçları patlarcasına alkış yaptı. Hani yıllar önce takım kötü oynarken aniden bi hücuma çıkardı ve kaleci topu kornere çelerdi de, kale arkasından bi Feeneer kopardı da, öyle işte. Silkindi Fenerbahçe. Taraftarına ilk kez, biz bu işi yapabiliriz, dedi. Bundan sonrası bulutların arasından görünen güneştir. Bursa’da sonuç ne olursa olsun Karabük maçında tribün dolar şimdi. Fenerbahçeli bir kez ışığı gördü mü, Fenerbahçeli takım da bizim kadar istiyor mesajını aldı mı, caddeden stada sel olur akar, Bahariye’den dereye adım atacak yer bulamazsın.

Sözün özü; Fenerbahçe 4 6 0 başlasa da, haftaya santraforlu oynasa da başını dik tutsun yeter. Son dakikalarda gelen beraberlik gollerine değil, oraya gidilen korkuya kızıyor taraftar. Panzere geri vites yapmayan insan, iki hücumda pısınca kızıyor haliyle. Yoksa belki yine bizden iyi olacak rakipler, belki attığımızdan fazlasını yiyeceğiz. Belki o gün günümüzde olmayacağız. Ama bu mücadele koyuldukça sahaya hep beraberiz. O zaman ne başkanlık yarışı karışacak sahaya, ne Mayıs hesapları.

Yani benim iki gözüm, sen bir adım at, taraftar koşarak gelir. Sen yine yen, yine yenil. Ama bize ışık ver. Karanlık zaten yeterince var.

Durum yazdığım kadar pozitif değil belki. Guliano takımın en iyisi olmasına rağmen hala top kaybı yapabiliyor, Valbuena sıkıntısı ilk kayıpta manşete çıkarılmak için orada duruyor, takım hala leblebi gibi gol yiyor, İsmail hala ıska geçiyor. Evet bunlar haftaya belki yine öne çıkar. Belki bu haftayı mumla ararız 5-6 gün sonra. Ama sağlı sollu gelen bir Fenerbahçe’yi özlemişiz be. Bu hafta bunun tadını çıkaralım. Fırtına gibi oyun geçici midir, kalıcı mıdır, puan farkı suni midir doğal mıdır, ona sonra bakarız…



En Son Dünyadan ve Avrupadan Futbol Haberleri




Canlı Maç Merkezi