17 Ekim 2018, Çarşamba

> Ali Gürel > HOCA MI? SANAT TARİHÇİSİ Mİ?
Ali Gürel

HOCA MI? SANAT TARİHÇİSİ Mİ?

24 Aralık 2017 11:19

Şimdi bu başlıkta nereden çıktı diye soranlar için önce bir tanım yapmak gerek..


Önce sanat tarihinin anlamı ile başlayalım..

Görsel sanatların tarihsel evrimini inceleyen bilim dalıdır..

Sanat tarihçisi ise; resim, heykel, mimarlık, fotoğraf iç mekan tasarım ve benzeri alanlara ait sanat yapıtlarının ve bunların tarihsel gelişimini inceleyen, sınıflandıran,  yorumlayan kişidir..

Şimdi siz karar verin..

Yukarıda yer alan tanımların ışığında ve aşağıda yer alan hataları nedeniyle, Aykut Kocaman teknik direktörlük mü yapsın,yoksa tercihan sanat tarihçiliği mi?

Konya maçındaki hatalarını hemen sıralayalım:

1-Kenarda Soldado ve Fernandao gibi iki hazır santrafor dururken, takımı 4-6-0 dizilişi ile sahaya çıkartan kişi, teknik direktörden ziyade, olsa olsa sanat tarihçisi olabilir..

2-Keza; 1.67 cm boyundaki Valbuena ile, 1.72 cm boyundaki Guliano’ dan santrafor yaratmaya kalkmak, ancak görsel, yani estetik açıdan istediği oyuncuları sahada  görmekten keyif alan sanat tarihçisinin tercihi olabilir..

3-Ön libero da asla sırıtmayan Oğuz Kaan, attığı diyagonal ve uzun pasların yanı sıra, rakibe karşıson derece doğru ilk hamleleri yapmasına rağmen, ilk devrenin sonunda, Soldado’ yu oyuna almak uğruna, sahanın en kötüleri, İsla veya Dirar’ dan vaz geçmemek, ancak kimin marifeti olabilir?

4-Nitekim yenilen gol bu dehşet(!) ikilinin kanadından geldi..  Dk. 58’ de İsla, kaleci Volkan’a geri pas vermek isterken, attığı hatalı pas sonucu topu Ömer Ali’ye hediye ettiği halde,( hadi kötü oyununu geçtik)  bu hataya rağmen, onu inatla onu sahada tutan kişi, futbolun sadece görsel yönü ile ilgilenen sanat tarihçisi olsa, itiraz şansımız olmazdı..

5-Aykut bey, bu takımı 4-6-0 dizilişi ile, üç hafta önce,  Kasımpaşa maçında da sahaya sürmüştü.. Ancak o günkü koşullarda, maç iç sahada oynandığı için, seyirci baskısının yanı sıra, kenarda tek bir santraforu dahi olmadığı için, bu format bir zorunluluktan meydana gelmişti..

6-Nitekim; Kasımpaşa’ nın hocası Kemal Özdeş, maç sonu basın toplantısında, biraz da alaycı bir ifade ile, “FENER’İN EĞRİSİ DOĞRUSUNA DENK GELDİ. O DA BİZİ BULDU…” demişti..

7- Dedik ya, bizim sanat tarihçisi ise, hep “AŞIK CUK OTURACAK”  düşüncesine kapılmış olmalı ki; bu defa zorunluluktan değil, keyiften takımı forvetsiz oynatınca, ilk 45 dakikayı tümüyle HEBA ETTİ..

8- Yetmezmiş gibi, maç sonu açıklamasında, kaybolan ilk 45 dakika için, “klasik anlamda forvetsiz oynadık” demez mi? Vallahi pes doğrusu! Ama ne gam, biz boşuna Aykut bey için, sanat tarihçisi unvanını lâyık görmedik.. Adam geçmişte kalmış, sürekli tarih ile iç içe yaşamayı da, tarz edinmiş!

9-Gelelim Ozan Tufan meselesine… Çocuk tam da kilo verip, bireysel antrenör ile, idman sonrası özel çalışmalar yapmağa başlamışken, onun hevesini kırıp yok saymak, üstelik de nedeni sorulunca “.. bende gizli..” demek, yine olsa olsa, görsel sanatlara futboldan daha düşkün(!) bir kişinin tercihi olabilir..

10- Dün Sivas maçını kaybedip, ligin ilk devresini 30 puanla kapatabilen BJK’ nin hocası Ş.Güneş maç sonu açıklamasında, “…Bu kadar puan kaybını asla beklemiyorduk..  Tümüyle benim hatam..” diyecek kadar açık sözlü olabiliyor. Ama bizim tarihçi ise, sadece 3 puan fazlası ile bitirdiği halde, bu konuda sessiz kalmayı tercih ediyor..

Oyunun geneline ilişkin  kısa bir özet yapmak gerekirse; iki takımda golsüz biten ilk yarıda, sürekli topun arkasında kalmak için gayret gösterdi..

Rakipten dönen 2. topları da alabilme hususunda, misafir takım daha başarılıydı.

İkinci yarıda ise, Konyaspor’ un hiç ummadığı bir anda ve pozisyonda golü bulması oyunda dengeleri değiştirdi..

Golden önce her ne kadar Soldado’ nun oyuna girmesi ile, forvetsiz oyun tarzı mecburiyetten terk edilmiş olsa da, Fenerbahçe’ de Aatıf çıkıp Alper girene kadar rakibi arzu ettiği gibi baskı altına alamadı..

Uzatmalarla birlikte, bitime 10 dakika Fernandao’ nun da oyuna girmesi ile, çok geç kalınmış olmasına rağmen,  Fenerbahçe gerçek anlamda çift forvete geçmenin semeresini, bir topu direkten dönmemiş olsa, belki de görebilirdi..

Ama olmadı..

Son Söz: Yazıya son noktayı koyarken, ben başlıkta ki sorunun cevabını da sizlere bırakıyorum..