08 Aralık 2016, Perşembe
> Alpaslan Akkuş > Gurur…

Gurur…

16 Mayıs 2016 12:20

Denize bakıyorsun, ufka bakıyorsun, işe konsantre olmaya çalışıyorsun ama olmuyor.



Gözünün önünde hep aynı görüntü var. De Colo atıyor, dönen topu Khryapa tamamlıyor. Şutun başlangıcında saate bakıyorsun; 3.1 saniye yazıyor. 3 nokta 1 saniye. Yıllar ne çabuk geçiyor be kardeşim klişesinin içinde 3 saniye. 1 yıllık bir emeğin hak edilmiş bir sevince dönüşmesini engelleyen 3 saniye. Tarihin en büyük geri dönüş öykülerinden birini, bir spor destanını taca atan kısacık zaman dilimi.

Hani düşünmek dünyanın en tehlikeli eylemi ya aslen. Başlıyor ve bitiremiyorsun. O Vesely ki mücadelesi büyük bir direncin temeli 10 atıştan dokuzunu kaçırıyor çizgide. İlk yarıyı 20 değil de 15 sayı geride bitirsek alıyormuşuz diyorsun. Sonra o kadar geriye de gitmeye gerek yok, Sloukas’a yapılan bariz faül verilse uzatmada da alabilirdik diyorsun. Kaliniç’e atılıp görülmeyen dirsek, hadi hepsini geçtim, son atıştan önce tarihin en büyük kaybedeni Teodosiç’in ve De Colo’nun hakemlerin gözü önünde çalınmayan açık hatalı yürümeleri.

İçindeki isyan dinmiyor. Üzüldüğün kupa da değil ya aslen, en beteri o. Hiçbir takıma bu kadar saygı duymamışsın. Yüzünü hiç kara çıkarmamış, başını hiç öne eğmemişler. Bütün seneyi tek bir çirkinlik yapmadan disiplinleriyle, onurlarıyla, rakibe, tribüne spora duydukları saygıyla geçiren 14 adam ve onların başında bir duayen.

Onlar da ikili oyunları çok iyi oynamış, neredeyse hiç boş şut kaçırmamış, senin en küçük zaaflarını büyük cezalara dönüştürmüş iyi takım. Ama sen daha çok hak etmişsin. Çünkü takımın yılların içindeki biriktirdiği isyana tercüman olmuş. İsyanın en çok da buna. İlk kez bir takımı kendine bu kadar yakın hissetmişsin. Sahaya bilgiyi, tecrübeyi, mücadeleyi, saygıyı ve ruhu aynı anda koyabilmiş, dünyanın en güzel takımı. Son çeyrekte geri dönerken yüzlerindeki o ifade senin evde, tribünde yüzünde olanın aynısı. Kaybedince Ekpe Udoh’un reklam panosunun önündeki fotoğrafı bir ömür hafızanda artık.

Haklısın çok zor. Ama artık kaldır kafanı. Çünkü sen artık bu seviyelerin takımısın. Çünkü giderek dibe çöken bu ülkeyi yukarı taşıyacaksan bu seviyelerde kalarak taşıyacaksın. Vasat altının normalleşmekten öte geçer akçe olduğu bu günleri, disiplini, mücadeleyi, bilgiyi şiar edinmiş bu takımın ışığında aşacaksın. Çünkü Türkiye’ye bir nimet olarak gönderilen o adam bize bunu öğretti. Hamaset, şov, yapmadı. Bahanelerin arkasına sığınmadı. Çalıştı, rakiplerini ezberledi, oyuncularına da aynısını yaptırdı. Hepsi zaten iyi oyuncuydu ama buralara yetenekten önce karakterle geldiler. Bize gerçekten işine hayatına yanındakilere saygı duymanın nasıl olacağını gösterdiler.

Hayat böyledir, Bogdanoviç Darüşşafaka maçında o son saniye topunu attığında söylemiştim. Bir top bir çember ve bir saniye. Milyonlarca kişinin hayatını değiştiren 1 saniye. İşte bu işi artık o saniyelere bırakmamak için daha çok çalışmak lazım. Sahaya müdahale eden Rus mafyasıyla, bütün maç amacını ortaya koyan hakemlere meydan vermemek için hep oralarda kalmak lazım.
Hep oralarda kalmak lazım ki, bu ülkede emeğin, mücadelenin, karakterin değeri yeniden anlaşılabilsin. Hep oralarda kalmak lazım ki, korkaklık gibi cesaret ve onur da bulaşıcı olsun. Hep oralarda kalmak lazım ki, Ekpe Udoh bir daha o reklam panosunun önüne oturmasın, kürsüden bize gülümsesin. Hep oralarda kalmak lazım ki çocuklarımız onları örnek alsın. İşi gücü kendini övmek olan, kifayetsiz muhteris insanların ülkesinde bunca yetenek ve başarıya rağmen mütevazılıktan zerre taviz vermeyen Bogdavoniçler Sloukaslar rol model olsun. Her ne iş yaparlarsa yapsınlar Kaliniç gibi gücünün son zerresine kadar çaba sarf etsinler. Pes etmesinler. Okusunlar, araştırsınlar, tekrar etsinler, yine denesinler, daha güzel yenilsinler.

Ben bu takıma kendi adıma sadece teşekkür edebilirim. Bana bir sene boyunca müthiş heyecan yaşatmaları en önemsizi emin olun. Tam 8 ay bir insanlık dersi gibi izledim onları. Takımdaşlığı, egoyu faydaya dönüştürmeyi, ben değil biz diyebilmeyi, yenilsen de sonuna kadar mücadele etmeyi öğrendim onlardan. Ömrümün son 10 yılı Appiah’a o son şutunu attırarak geçti benim.
Varsın bir 10 yıl da Ekpe Udoh’un dönerek atışı ve o çemberden dönen topa uzanan ellerle geçsin. Olacaksa hüzün böyle olsun. Başkumandan orada duruyor. O kupa bu müzeye sene olmazsa bir sonraki sene gelir. Belki de hiç gelmez bilemem. Ama benim gönül müzemde şahane bir takım oturuyor artık. Ne zaman başım öne eğilse onlara bakarım. Çünkü onlar başımızı hiç öne eğmeyenler.

Twitter: @geronimoapo