17 Ağustos 2018, Cuma

> Mehmet Eyüp Yardımcı > Futbol mu? Yoksa tiyatro mu?
Mehmet Eyüp Yardımcı

Futbol mu? Yoksa tiyatro mu?

16 Ocak 2018 20:27

Ruhumuzun derinliklerinde adına “özlem” denilen fırtınalar esti “hadi başlasın artık!” serzenişlerinin eşliğinde.


Ruhumuzun derinliklerinde adına “özlem” denilen fırtınalar esti “hadi başlasın artık!” serzenişlerinin eşliğinde. Nihayet o serzenişler son bulacak tarihler 19.01.2018’i, saatlerin ise 20.00’ı gösterdiği zamanlarda. Çünkü perde Kasımpaşa A.Ş. Aytemiz Alanyaspor karşılaşması ile 17 haftalık ikinci sürecine başlayacak.

17 haftalık süreçte ne izleyeceğiz ki!

Futbol mu? Yoksa tiyatro mu?

Gerçi ortada futbol yok, tiyatro dersen o da keyifsizlik ve gerginlik sürecinden ibaret.

Öyküsü çoktan zevkten zorunluluğa uzanmış futbol hüznünün, bacasından zehir salgılayan sanayi hallerinde, ne bizde seyir keyfi kaldı ne de futbolda güzellik.

Futbol birşeylerini kaybetti hem sahada, hem de basında.

Lefter, Metin, Cemil, Can Bartu, Yusuf Tunaoğlu yok artık sahalarda ve onların doksan dakikalık keyif süreçleri. O keyif süreçler kaybolunca, futbolun keyifsizliği yazılara ve yorumlara yansıdı.

Sahadakiler kadar futbola keyif veren İslam Çupi’lerde yok artık.

Kısacası futbol sevenlerini zehirleyen sanayi dalı oldu…

Bu sanayi dalının kıyısından, köşesinden geçen, havadaki balona vole vuran cengaverler yavaş yavaş oyunun dilsiz seyircisi haline geldi. Tribünlerdeki coşku yerini akıllı telefonların video ve fotoğraf hafızasına en güzelini ben çekerim notlarına dönüştü.

Sahada keyfi tadından yenilmez temaşa olmayınca, milyonlarca futbolseverin her anını merakla takip ettiği sahnedeki oyun, teknik direktöründen oyuncusuna varana kadar keyifsizlik manzumesi halinde sergilenince, doğal olarak oyun gazı kaçan gazoz tatsızlığına vardı artık bize düşen en büyük görevlerden biriside bu dakikadan sonra “Güzel Adam Süreyya”’yı izlemektir.

Sahneden çekilen usta oyuncu sayısı azlığı, sahada kalan parmakla sayılacak azlıktaki ustaları da sıkıntılı süreç içinde oyunda tutar oldu. Birde uçan halıdan düşen Sinbad haline gelmiş oyunun yardımcı oyuncuları ve onların düştükleri yerden kalkma sürecine uzatma dakikası katkısı yapan masör kaplumbağalar, gördüğünü değil kafasındaki hayalin düdüğünü çalan hakemlerle tiyatro sahnesinde sergilenemeyen oyun, oyunun öncesi ve sonrası kendisine futbolun yönetici sıfatı yüklemişlerin dillerinden dökülen zehirli cümlelerle futbolsever toplumu içindeki birlikteliği bozar, kapanmaz yaralar açar sonucunda ise oyunu toplumsal sorun haline getirir.

Sahada usta oyuncu görmek ister futbolsever.

Kafasında sadece keyifli futbol sergilemek, önce kendisine sonra rakibine takımdaşına, taraftarına, kendisiyle birlikte futbol emekçisi basın mensubuna saygısı olan oyuncu görmek ister futbolzever.

Elinizde kaliteli yönetici, teknik director, malzemeci, masör v.s., futbolcu ve futbolsever, yazar, yorumcu var ise 17 haftalık süreç keyif anlamında yetersiz kalacaktır yoksa her hafta zehir dozu yükselen sona adım olur.

Artık süreç bize ne gösterecek göreceğiz. İlk yarının olumsuzlukları bize ders oldu mu? Akıllandık mı? Yaşayıp göreceğiz.

Yaşayıp göreceğiz ama bir yandan Cenk Tosun’un gelişim ve hedefler anlamında İngiltere yolculuğu diğer  yandan hedef sapmasına uğramış Arda’nın hedefleri doğrultusunda yurda yaptığı kesin dönüş bize gelecek adına, en azından saha içinde ve kenarında oyunun çirkin yüzünün sergileneceği doğrultusunda tüyolar vermektedir.

Dileriz ki! yanılırız, dileriz ki! oyun bize keyif verir ve sahada sergilenen oyunun adı “futbol” olur.