17 Kasım 2018, Cumartesi

> Serkan Bayar > Aziz Yıldırım’ın duruma düşmemek için
Serkan Bayar

Aziz Yıldırım’ın duruma düşmemek için

30 Ekim 2018 21:11

Ali Koç başkan seçildiği gün dün gibi gözlerimin önünde… Fenerbahçeliler sanki şampiyon olmuş gibi evlerine bayraklar asmışlardı. Ardından seçim sürecinde Ali Koç’un adaylığını “görmezden” gelen basın hemen arkasında saf tuttu. Klasik “ne yaparsa yapsın, doğru yapar” dönemi başladı. Ama aslında unutulan bir şey vardı. Aslında bilinen ama dikkat edilmeyen.


Fenerbahçe için Ali Koç yeni bir isim değildi. Aziz Yıldırım yönetiminde 2 dönem 6 yıl asbaşkanlık yapmıştı. Bir şey yapabilecek olsa sadece Fenerbahçe’ye değil Türk futboluna çağ atlatabilecek olsa o 6 yılda “küçük-minik” bir şeyler gösterirdi. En azından “şimdilerde” kötü yönetildiğini iddia ettiği Fenerbahçe’den o dönemde isyan ederek “böyle gitmez” diyerek ayrılırdı.

Ali Koç, Fenerbahçe başkanı olmaya Denizli’de şampiyonluğun Galattasaray’a kaptırıldığı gün karar verdi. Güneri Civaoğlu o günü Ali Koç’un ağzından, “bugün, bu kulübü çok sevdiğimi daha da derinden hissettim. Karar verdim. Fenerbahçe’ye daha fazla ve daha yakından hizmet edeceğim” diye yazmıştı. Yeni doğan bebeğinin sevincini bile doyasıya yaşayamamıştı.

Aslında her şey geliyor burada tıkanıyor… Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’yi çok seviyordu/seviyor. Bir yerden sonra olay öyle bir yere geldi ki, “benden fazla kimse Fenerbahçe’yi sevemez” demediği kaldı. Sevgisi kendisini kör etti. Kendisine muhalif olanları Fenerbahçe düşmanı hatta halk düşmanı ilan etti. Etrafındaki şakşakşılara kendini kullandırttı. Hep sormak istedim, “Sayın Aziz Yıldırım, başkanlık sürecinizde hangi hataları yaptınız? sonra kendinize itiraf ettiniz” diye. Eminim en fazla 1-2 tane itiraf çıkacaktır. O da ayıp olmasın diye.

Ali Koç da benzer bir psikozu yaşıyor. Basın siyasi olarak kendisini istemediği için seçim sürecinde “yok” muamelesi yaptı/yapmak zorunda kaldı. Bu yüzden kabuğuna çekildi. Aynen Aziz Yıldırım gibi, etrafına topladığı birkaç kişinin fikirlerini alıyor. Basını da düşman belledi. Çok belli. Kendisine saldırmak için  başarısız olmasının istendiğini/beklendiğini düşünüyor. En ufak bir uyarıyı “düşmanlık” olarak algılıyor. Yıldırım’ın yanılgısına düşüyor. Belki de haklı. Ben de aynı şeyi yapabilirdim.  Ama beni farklı tutmalı. Comolli’yle ilgili yazdıklarım nedeniyle bana çok kızgın olduğunu biliyorum. 

Ben dilim döndüğünce, kalemim yazdığınca doğru bildiklerimi köşeme  döküyorum. Beni başkalarıyla karıştırmasın, çıkarım yok. Beklentim yok. Bugün bazıları “yaptığı işi Ali Yıldırım yapıyordu” diyerek Comolli’yi yere göğe sığdıramazken “aman ha Ali Koç, Comolli’den uzak dur” diye yazı yazdım. Cocu için methiyeler düzülürken, “Hollanda futbolu kendi anlayışını sorguluyor” diye uyardım. Reyes için Frey için Jailson için uyardım. Aynen Pereira için van Persie için uyardığım gibi.

Ali Koç basın içinden kendisine düşman belleyecekse, iyi bellesin. Aziz Yıldırım gibi yapmasın. Çünkü düşmanı ve eleştireni ayıramazsa daha çok hata yapar. Comolli de ve Cocu da yaptığı gibi. Bence açıklasın teknik direktör adaylarını “düşmanlar” ile gerçek anlamda dostça “eleştirenler” ortaya çıksın. Bildiklerini söylesin. Ben de eğer Comolli veya Cocu gibi yanlış bir isimse donelerimle köşeme yazayım. Başkan işte o zaman anlar kim “düşman”, kim dostça “uyarılar” yapıyor.