16 Aralık 2018, Pazar

> Mehmet Eyüp Yardımcı > Anlamsız bir hikaye
Mehmet Eyüp Yardımcı

Anlamsız bir hikaye

09 Ekim 2018 16:34

Tam Üsküdar’a konmuşken; “tüm kulüplerin borcu bi’dünya olmuş!” serzenişiyle yandaki ikiliye kulak kabartma...


Gittikçe kalabalıklaşan İstanbul’un, yağmurun habercisi bulutlarıyla doluşmuş gökyüzünün altında birbirine çarpmamak için salvolar yaparak ilerleyen İstanbulluların arasından 08:45 Beşiktaş vapuruna yetişebilmenin sevinciyle güne başlamak, saat cebine atılmış, ileride mutlaka lazım olacak bozuk para gibidir.

Her şey vapura yetişmekle başlar aslında. 

Önce çayını, kahveni alıp bir kenara çekilme telaşı başlar, sıra bekleme ardından cam bardak hayaliyle süslü çay keyfinin karton bardakta kabusa dönüşüyle devam eder.

Hep bir değişim. 

Hızlı ve durdurulamayan, alışmaya mahkûm edildiğin değişim.

“Alışacaksın kardeşim!” hali kısacası.

İyi de! Birader niçin ben, biz alışıyoru(z)m ki! 

Yaşadıklarını unutmaya çalışmak için denizin kokusu ve dalgaların sesine en yakın yere konuşlanmak arayışı, mevziiyi tayin etme ve yerleşik düzene geçme eylemi.

Sonrası tamamen deniz ve senin aranda.

Karşı tarafı seyredip, huzur arayışı.

Huzura açılacak kapının sokaklarında dolaşabilmek.

Kâh Nurettin Tekke sokak, kâh Kadiriler yokuşu oradan Galata Kulesi.

Hezarfen Ahmed Çelebi olup Galata’dan uçup ve konmak Üsküdar Doğancılar’a.

Tam Üsküdar’a konmuşken; “tüm kulüplerin borcu bi’dünya olmuş!” serzenişiyle yandaki ikiliye kulak kabartma.

İnsanların duygusunu sömüren sahte tarikat tadında futbola dönüş.

“VAR’lık içinde YOK’luk” yaşadığımız futbol günlerimizde futbol, işe yaramaz, kâr getirmeyen her şeyi red eder “işe yaramaz” payesi vurup “ıskartaya” ayırır.

Bazı saygıdeğer başkanlar, kurguladıkları düzen içerisinde kulüplerin olmazsa olmazı, damarlarındaki kanı, vücudun organizması taraftarı “müşteri” konuma getirip “senin işin sadece maddi kaynak olmak anlamadığın, anlayamayacağın başka işlere karışma, gerisini ve iyisini BEN bilirim”  dediği; 

haftada bir evi, barkı bırakıp deplasman sözünü yan sokak olarak beynine kazıyıp, stadyumun yolunu tutan.

Bayrak, maytap, meşale, davul eşliğinde, şemsiyesiz yakalanmayı sevdiği ve zevk aldığı konfeti yağmuru altında, İstanbul’u veya yaşadığı kenti gözünde ve gönlünde o an için yok eden, bu koca kentin rutin olan trafik dahil her şeyini unutan, o gün, o an için gerçek tapınak saydığı ve bu kutsal alanda, ateisti olmayan tek dinin kutsal yönlerini seyreden taraftara karşı yaptığı kocaman ayıbı nasıl ve ne şekilde hafızalardan silecektir ki! (o iş öyle kolay kolay hafızalardan silinmez)  

Tribündeki taraftar sizin kongrede her dediğinizi alkışlayan, geleceği iki “şak, şak” arasında çöpe atan taraftarınızdan bin kat daha akıllı, bin kat daha vefakar, bin kat daha armanın geleceğini düşünenidir.

Yönetimlerin gerçek amacı; futbolun, yönetimlerin kendi bilinçleriyle inşa ettiği ve artık gerçek amacı haline gelmiş acımasızlığın kalesi “maddiyata” ulaşabilmek sahada sergilenen ölüm dansı haline gelmiş savaş oyununun, askeri konumundaki on bir şortlu adamını, bu savaştan uzaklaştırıp temaşa keyfi yüksek bir sanat gösterisi haline getirecek sanatkâr oldukları bilincine eriştirmeli, sahneye bu sanatı en iyi icra edecek sanatçı kadrosuna teslim etmelidir.

Sahnedeki sanatçıya icrada gerekli doping yapacak, ruh halinin sahneye en iyi sergilenmesi için moral ilacı olacak gerçek, futbolun gerçek velinimeti tribündeki taraftardır.

Siz kendi payınıza düşeni en iyi şekilde yapın, tribündeki vefakâr zaten karşılığında yapması gerekli olan gönül borcunu yerini getirir.

Şimdi topu taca atmak adına, taraftarı bir kenara bırakmayı “es” geçelim ve gerçeğe dönelim.

Yanlış zihniyet devriminin temeli altında kalıp ezilen futbolun kurtuluşu, zafer kupasının kaptanın ellerinde yükselen kupaya eşlik eden gözyaşı, ter ve âşık olunan renklerle bezenmiş omuzdaki bayrak ve formanın sol tarafına yerleşmiş armaya kondurulmuş zafer öpücüğünün anlam kazanabilmesi futbolun değerlerine sahip çıkan temel kuralları hayata geçirmek, futbolun anlamsızlaşmış hikâyesini anlamdırmak, bu hikâyenin anlamlı satırlarına kelime eklemek futbol dünyası içinde nefes alan hepimizin görevidir. 

Haydi! Görev başına…