19 Ekim 2017, Perşembe

> Mehmet Eyüp Yardımcı > 80 yıllık Peter Pan
Mehmet Eyüp Yardımcı

80 yıllık Peter Pan

10 Ekim 2017 18:34

TFF, Demirören, Lucescu, Arda, sırıtma, milli hüsran. ampute gurur, takım olabilmek, milli olabilmek ve güne ampute gülümsemeyle başlamak...


TFF, Demirören, Lucescu, Arda, sırıtma, milli hüsran. ampute gurur, takım olabilmek, milli olabilmek ve güne ampute gülümsemeyle başlamak.

09 Ekim 1990’da Milliyet Gazetesi’nde İslam Çupi 80 Yıllık Peter Pan başlıklı yazısında;

"Babıali basınının evrensel spor gazeteciliğinde dünyanın hiçbir ülkesinde rastlanmayan bir çirkin ve gereksiz teferruatı günün mana ve önemi haline getirmesi, böyle bir gazete ile hiç tanışmamış Piontek ‘i doğal olarak rahatsız edecektir.

Fakat Piontek’in Türk futbolcusunun kişiliği ile ilgili henüz tercüme edilmemiş bilgiler verirken yüzünde patlayan foto muhabirlerinin şimşekli flaşlarına tanık olduktan sonra aniden susması, hangi şehir cereyanının kesilmesinin, talihsiz karanlığını anlatmaktadır ?
Sonra, Almanca Türkçeye dönünce loş salonda her şey anlaşıldı birden..
“Benim sinirli yüzümün fotoğrafını çekeceksiniz, sonra, ertesi gün gazetenizde ‘Piontek Türk futbolcusunu kötüledi’  diye yazacaksınız.”
* * *
Tarihsel yalan, gündemden hala kalkmayan bir ağız modeli olarak devam ediyor Türkiye’de…
Ben Babıali’de 33 yıldır “gelsin beyaz kağıt, gitsin yazılı kağıt mürettiphaneye” emek ayniliğinde futbol yazısı yazıp duruyorum.

O süre içinde yüzlerce yabancı antrenör, Türk kulüplerinin teknik patronu oldu, Milli Takım denen futbol zirvesinin doruklarında bir Avrupalı, başbuğ gibi oturdu.

Futbolumuzun makus talihini yenmek üstüne belki Türkiye’de, top vitrinden alınıp, sahalarda yuvarlanmaya başladığından beri Avrupa’dan getirtilen ve “İçimizi Avrupalılaştıracak ” dediğimiz hiçbir yabancı futbol teknisyeni, bu çok arzuladığımız kalkınma modelim gerçekleştiremedi.

Çünkü, Türkiye’ye gelen Avrupalı antrenör, evinin adresi ile idman yapacağı sahanın trafik uzunluğunu öğrenince, Batı’daki futbol prensiplerini kullanmaya gerek duymadığı bir çeyiz sandığı gibi kilitleyip, “bize göre futbol” diye bir Şark melteminin villalı kuranderlerine karşı Japon yelpazeleri salladı durdu.
İsterseniz, şimdi, 80 yıldır Avrupalı antrenörlerin Türk futbolu üstüne söyledikleri papa sözlerini iki parantezin içine hapsedelim de, gelecek kuşaklara doldurulmuş bir konserve mamulü bırakalım…

“Türk futbolcuları Avrupalı meslektaşlarından aşağı değildir. Türkiye’de, Avrupa’yı kıskandıracak bir futbol potansiyeli var. 3-4 yıllık ciddi bir çalışma sonunda Türk futbolu dış sahalarda söz sahibi olur. Türkiye’de beş- altı tane dünya çapında oyuncu var. Türkiye’de, profesyonel kulüpler mükemmel… Türkiye’de, devletin profesyonel futbola bakış açısı görülmemiş bir sıcak nazar… Türkiye’de çok yetenekli çocuklar ve örnek bir altyapı var.Tek eksikleri, bol dış temas ve tecrübe noksanlığı…. Boğazınız, lüferiniz ve rakınız bir harika…”
80 yıldır Avrupalıların vaat ettiği bir yeni futbol dünyası beklerken, hepimiz tanıdığımız bakkal ve manava selamlar vererek yaşadık, hepimiz oturduğumuz semtlere yakın camilerde. Müslüman törelerine göre tabutlandık, üstümüzü örten topraklı yorgan, yine aşina dev selvilerin köklerini tutan Tanrı’nın harcı idi.

Nesiller nesillerle “doğum-ölüm“oyunu oynadı. Dünyadan çekilenler, gerçekleşmeyen bir futbol kalkınmasının sitemlerini, aşağılık duygularını toprağın altına götürdü, dünyaya yeni gelenler ise aynı suni mehtabın gökyüzünde çizilmesini bekledi.

80 yıl, Türkiye’ye yüzlerce Avrupalı teknisyeni getirdik ama, Avrupa futbolunu getiremedik.
Çünkü, bize hiçbir Avrupalı, onların oynadığı futbolla bizim oynadığımız futbol arasındaki uzlaşmaz farkları, iki futbol arasındaki tarihsel birikim tezatlarını anlatmadı.

Türkiye’yi komplimana boğdular. En insanları çeken renk pembeyi statların tazelenen badanası haline getirdiler, futbol  nüfusumuzun üstüne, “sen aslansın, kaplansın” fresklerini yalancı bir anıtın aksesuar, olarak çaktılar Türkiye’de…

Hiç kimse gerçeğe, hiç kimse doğru haline gelmiş yalanlara ağzını olanca içtenliği ile yanaştırmadı.
Hiçbir Avrupalı. “Türkiye’de bu şartarla futbolda bir Milano, bir Madrid, bir Münih, bir Liverpool şehri kurulamaz” şeklinde, şamara benzeyen bir fizibilite raporu vermedi.
Masal edebiyatında, tüm uzama telkinlerine rağmen büyümeyen tek kahraman Peter-Pan‘dır. " der.
Bugün tarihler 10 Ekim 2017 gösteriyor yani İslam Çupi’nin yukarıdaki yazıyı kaleme aldığı zaman üzerinden 27 yıl yazıyla "yirmiyedi yıl" geçmiş.
Bizlerde (futbolun doğrusunu savunan, İslam Çupi gibi olabilme çabasında olan) İslam Çupi’nin bıraktığı yerden aynı doğruları yazmaya devam ediyoruz tabii bizlere inanan kişilerin tanıdığın imkȃnlar sınırlarında.
Görülen o ki, pek değişen birşey yok futbol dünyamızda sadece yöneteceğim diye sömüren ve o sömürülmeye kalemleriyle destek olanların dışında.

İsimler değişiyor ama futbolumuzun maküs talihi değişmiyor.
Mekȃnın cennet olsun büyük usta İslam Çupi ya da Hakkı Yeten’in (Baba Hakkı’nın) yakıştırmasıyla "futbolumuzun Balzac’ı".
Senin yolunda, senin kalem zarafetine ulaşabilme çabasıyla sadece doğruları yazmaya devam…