18 Ekim 2017, Çarşamba

> Alpaslan Akkuş > 10…
Alpaslan Akkuş

10…

13 Mart 2017 14:36

Tahtaya çizilen setler değilse de tabelanın seyri benziyordu.


Ataşehir’deki maçta Galatasaray  yumuşak savunmaya ilk yarı üçlük yağmuruyla 54 sayı atmıştı. İpekçi’de bu kez sürekli içeriyi zorladılar. Fenerbahçe bu kez ilk yarıda 41 sayı yedi. Ataşehir’de tabela 15 sayı fark gösteriyordu, İpekçi’de 14. Sonra ikinci yarı Fenerbahçe iki maçta da savunma vidasını sıktı ve Galatasaray’ı aynı sezen içerisinde 4. Kez yendi. Ergin Ataman’ın “Ben getirdim” dediği 8 Euroleague kupalı Obradoviç her seferinde Ataman’ı mat etmeyi bildi.  Adamı boşa getirmemişler neyse ki… (Skor terse dönünce sahaya yağan yabancı maddeleri anlatmaktan sıkıldım, umarım Galatasaray yöneticileri başka salonlara laf yetiştirdikleri anlarda bunları hatırlar)

Gelgelelim, bütün bu kritik maçlarda Fenerbahçe’nin baştan geri düşüp sonra koştur koştur yetiş durumu devam ediyor. Biraz konsantrasyon eksikliği, biraz rakiplerin daha motive çıkması ve iki senedir benzer isimler üzerinden yürüyen hücum ve savunma setlerine karşı yeni taktikler geliştirebilmeleri, vesaire. Bunda sezon başında camiada esen o acayip rüzgarın payı büyük. Sezona neredeyse Final Four ile başlıyorduk. Arada hiç maç yapmayacakmışız gibi bir hava vardı. Ama gördük ki, sahaya mücadele koymadığında değil son dörde kalmak, Tofaş karşısında ligde bile dağılabiliyordunuz. Sezonun ilk baharında Bogdan’sız günlerde gelen çöküş ağzımızın ortasına terlik gibi inince hem sahada hem tribünde toparlandık. Maçlara da sezon gibi durağan başlayıp sonra toparlıyoruz. Neyse ki kenarda rakibi maç sırasında okuyup her an çözüm üretebilecek bir adam var.

Şimdi herkesin aklı 6 maçlık periyodun bir şekilde ilk 4’te bitmesi, ev sahibi avantajıyla çeyrek finalin atlatılması ve Final Four. Yapılması gereken aklı bugünlere çekebilmek. Maç maç gidebilmek. Kimse bilgisayar oyununda geldiği aşamayı kaydetmişken baştan başlamak istemez ama o oyun her sene yenileniyor ne yazık ki. O dörtlüye tek tek maçlar aşılmadan gidilmiyor. Hele hele kafalar Mayıs ayındayken lig maçı oynamak daha da zorlaşıyor. Neyse ki dün devre arasında takım kiminle nerede oynadığımı hatırladı da 9 – 0lık seri bozulmadı. Fenerbahçe takım sporlarında bu sene Galatasarayı’ı 10 maçta da yendi. Bu da tarihe not düşülsün…

Takım sporları demişken; Fenerbahçe şu an futbol dışındaki 4 takım sporunda da hem lig hem Avrupa’da şampiyonluğa oynuyor.  Erkek basketbolu anlattık, kadın basketbolda Final Four’un kapısında. Kız ve erkek voleybolda da aynı şekilde 4’e girmek için kader maçlarına çıkıyor. Ama buna rağmen dünyanın en güzel salonu haricinde ortada hiçbir coşku emaresi yok.  Bunun da iki nedeni var. Türkiye’de futbolda başarı gelmediğinde puzzle’ın en önemli parçası eksik kalıyor ne yazık ki, ağızlarda hep buruk bir tat kalıyor. İkinci nedenine gelince. O çok uzun mesele işte. Tribünle sahanın bağının nasıl koptuğunu gün gün yaşayanlar biliyor. O duygunun geri dönüşü İpekçi’de 15 CSKA’da 20 sayıdan geri gelebilmekten daha zor görünüyor. Ama enseyi karartmıyoruz işte. Hem futbol tabusunu yıkmak hem çubukluyu sokakla buluşturmak için umudumuz yüzü beyazdan kırmızıya saniyenin orda birinde dönen adamda. Bir umudumuz sende koç. Yüzümüzü yere koyma…





Canlı Maç Merkezi