|
 ÖZHAN CANAYDIN’la birçok gazetecinin anısı olduğu gibi benim de var… Hiçbir ölüm erken değildir insanoğlu için... Kaldı ki, ülkemizde taraflı tarafsız herkesin sevdiği, taktir ettiği bir başkan; Özhan Canaydın olunca bu isim, gerçekten insanın gönül teli bir başka vuruyor...
Canaydın, ülkemizde her şeyin yalnızca kazanmak üzerine kurulmadığını duruşuyla, söylemleriyle ve de tavırlarıyla ortaya koymuştu. Çünkü sporun içinde saklı birçok güzellik de vardı. Mühim olan da, o güzellikleri saklandıkları yerden çikarip hayata geçirmek, başkalarıyla paylaşmaktı. Canaydın bunu yapıyordu.
İşte takımının 6-0 yenildiği maçta rakip takımı alkışlayan, Aziz Yıldırım’ı tebrik eden Canaydın, camiasının tepkisini çekse de -aslında- o asil duruşu sergiliyordu. Samimiydi, içtendi, centilmendi, eleştirilere tahammüllü, kendisini sevmeyenlere bile hoşgörü ile yaklaşan bir insandı...
Galatasaray’a uzun yıllar hizmet etmişti ama, başkanlığı döneminde takımın büyük harcamalarına ve sıkıntılarına kefil olmuştu. Son yıllardaki tek dileği, temelini attığı Aslantepe Stadı’nın açılışını yapmaktı, Galatasaray’ı mali sıkıntılardan kurtarmak bir dünya takımı yapmaktı...
Tüm çabasini, birikimlerini ve nüfuzunu bu iş için kullanıyordu. Öyle ki, bazı durumlarda aldığı ağır eleştirilere rağmen, kendi sorunlarını unutmuş, camianın sancılarını sırtlanmıştı. Ancak geride kalan son 2.5 yıl onun sağlık sorunlarıyla boğuşarak geçti. Azimliydi, yakasına yapışan o illeti yenmek istiyordu. Gelecek için umutları vardı...
Gönlünde yaşattığı Galatasaray’ın çitasini yükseltmek, bir dünya takımı yapmak vardı... Aslantepe’de 50-60 bin taraftarı buluşturan modern bir statta maç seyretmek vardı... Galatasaray’ı, her şeyi ile UEFA normlarını yakalamış bir kurum haline dönüştürmek... Ancak...
Özhan Canaydın, tüm bu arzularını yerine getiremeden, hayata gözlerini yumdu... Suslandı bütün bunlar... Henüz 67 yaşindaydı... Her ölüm erkendir insanoğluna... Duruşuyla, bir modacıyı kıskandıran kıyafetleriyle, ütülü gömleğiyle ve de 1.90’lık boyu ile her zaman ön plandaydı...
İyi başkandı... İyi insandı... Dostlarının sıkıntısını paylaşan bir insandı... Ölümü nedeniyle O’nun için yazılan yazılardan bir kez daha gördük ki, Canaydın yalnızca kendi camiasının değil, herkesin başkanıydı...
Herkesin başkanı olmak o kadar kolay bir iş değildi... Yalnızca spora değil, yaptırdığı okullarla eğitime de büyük destek verdi. Başkanlık zamanında yaşadığı şampiyonlukların bile fazla abartılmasını istemiyordu, rakip camialar fazla üzülmesin diye...
GÖMLEĞİNİ ÜTÜLEYIN!
24 Mart 2010 Çarsamba günü ögle vakti Bursa’daki Hamitler Mezarlığı’na bir beden düştü... Yorgundu, bitaptı; düştüğü hastalığın pençesinde zayıflamıştı... Hemen oracıkta uyuyuverdi... Daldı derin uykuya...
Dostlar çoktu... Metin Oktay’lar, Gündüz Kılıç’lar, Kadri Aytaç’lar, Baba Hakkı’lar, Gündüz Tekin Onay’lar, Candan Tarhan’lar, Yılmaz Şen’ler, Sabri Dino’lar, Sinan Erdem’ler ve daha kimler kimler vardı o dünyada... Bir konuda yanına geldiler bu sakin yolcunun... Etrafını çevirdiler, onu sahiplendiler... Dediler hep bir ağızdan: “Bu misafir bize emanet... Gömleğini ve kravatını çikaralim, ütüsü bozulmasın!.. Uyandığı zaman giyer... Kendini yalnız hissetmesin, hep yanında olalım...”
CENTİLMENLİĞİN EN YÜKSEK TEMSİLCİSİ
İsminin Süleyman Seba ve Ali Sami Yen gibi birçok efsane isimle anılması Özhan Canaydın’ın nasıl bir insan, nasıl bir yönetici olduğunun kanıtıdır. Şu ana kadar Canaydın hakkında olumsuz bir şey söyleyene rastlanmadı. Centilmenlik, sporda paylaşim, dürüstlük, samimiyet ve sorumlu yöneticilik kavramlarının içi Özhan Canaydın’la dolmuştur. Ölümü ise, birlikte asla bir arada düşünülemeyen insanları toplayarak son bir mesaj daha vermiştir. Spor, siyaset ve sanat dünyasının en tanınmış isimleri Canaydın’a olan manevi borçlarını ve sorumluluklarını yerine getirmek için Bursa’ya akın etti... Annelerinin kucağında çocuklar, gençler, ögrenciler, futbolcular ve yurdun her kesiminden insanlar her yaştan... Bu dev kalabalık ancak bir partinin mitinginde bir araya gelebilirdi. 200’ün üzerinde çelenk meydanları kuşattı...
Canaydın’ın töreni, basit nedenlerle birbirini kıran, şiddet yolunu seçen, sporun güzel yüzünü çirkinlestiren, yeni yeni düşmanlıkları tetikleyen insanlara sanırım iyi bir ders olmuştur... Zaten kendimize dersler çikaramiyorsak, yazık ki ne yazık...
Ne diyelim... Ne söyleyelim... Sporumuzun en müstesna, en sıra dışı insanına Allah’tan rahmet, sevenlerine de başsağlığı diliyorum... Türk sporunun başi sağolsun... Özhan Canaydın’ı bir kez daha saygı ve rahmetle anarken, Necip Fazıl Kısakürek’in şiirinden bir alıntı ile uzun yolculuğuna uğurluyorum: “Ölüm güzel şeydir, budur öteden haber... Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü peygamber?..”
|