09 Aralık 2016, Cuma
> Mehmet Eyüp Yardımcı > Yüzleşme

Yüzleşme

03 Ekim 2016 18:16

Sonuçlara göre yaşayan, gülen, ağlayan bir toplum haline geldik...



“İnsanın kendisiyle yüzleşmeye yüzü yoksa, başkalarının hatalarıyla oynar durur.” Oscar Wilde

Oscar Wilde belki de  genel anlamda futbolumuzun içinde bulunduğu hali anlatacağını bilemiyordu bu sözü söylerken.

Futbolu ve takım sevgisini tabeladaki yazan sonuca göre yaşayanlar için eski futbolseverler “tabela taraftarı” diye kendi vücut ikliminden çıkmış özlü sözü söylerdi ki, haksızda değillerdi.

Sonuçlara göre yaşayan, gülen, ağlayan bir toplum haline geldik.

Bizi o sonuçlara iten sebeblerin üzerinde durmuyor, neden ve niçinlerini araştırmıyoruz, bilinmez belki de gerçek korkularımızla yüzleşemiyoruzdur.

Öncelikle kendi vicdan hesabımızı verebilsek, kendi öz eleştirimizi yapabilsek bugün sadece işi gücü karşısındakini eleştirmek ve bundan da zevk almak halinden kurtulacağız.

Futbolumuzdaki lig havası ve süreci içindeki kalitesiyle pekte olumlu bir seyirde ilerlemiyorken, ucundan kıyısından tutunduğumuz futbol ipinin, milli arasında belki “kırmızı, beyaz” sevinçlere yelken açarız umudu taşırken bu seferde kökünde “milli itibarsızlaştırma” ile sadece ama sadece “milli takıma”, “milli duygulara” zarar verecek haberler peşinden koşuyor,  bi’şekilde sevmediğimiz, hoşlanmadığımız insanlardan intikam almaya çalışıyoruz.

İşte yine bir milli ara ve yine aynı tartışmalar.

Lig sürecinde takımların ve oyuncuların performansları, teknik direktörlerin göremedikleri veya tam tespitleri gibi futbol içeren şeyleri konuşmuyoruz onun yerine futbolcunun saçı, sosyal paylaşım sitesinde hangi resimleri beğenmiş, ülkemizde görev yapan teknik direktörün ülkesi, bu ülkeden teknik adam çıkarmı, yaşı, karizması gibi incir çekirdeğini doldurmayacak, ülke futbolunun kalkınmasına katkı sağlamayacak konularda ısrar halindeyiz.

Ligimize iki mili ara verdik ve gönül rahatlığıyla kırmızı, beyaz renklere bürünemedik.

Fatih Terim, Arda Turan arasındaki ikili söz savaşı oluşturmak yetmedi bu çemberi biraz daha genişletelim diyerek Burak Yılmaz ile Milli Takımı yutacak *Bermuda Şeytan Üçgeni”’ni kurduk medya elbirliğiyle.

Tartışılması gerekli konuların başında para ve prim ile yola çıktık.

Fatih Terim’in, Arda Turan aracılığıyla dağıtılması istenilen bir prim suni gündemiyle ocağın altına attık odunları ne kadar çok tartışma sıcak kalırsa medya o kadar reyting yapar.

Peki kim kazanır?

Kim kaybeder?

Milli takım veya kulüp bazında dağıtılacak prim ve dağıtılacak birimler bellidir.

Her takımda futbolculara hizmet veren bazı görevliler, futbolcuların kendilerine dağıtılan prim üzerinden takım kaptanının belirlediği bir oran toplanır ve bu arkadaşlara dağıtılır.

Bu yıllardır böyledir ve bunu her teknik adam bilir, olumlu karşılar ve sesini çıkarmaz.

Fatih Terim üzerinden sanki bu primler dağıtılmasın isteniyormuş havası yaratmak ve Fatih Terim’e bel altı vurmak yakışmaz. Hele hele bunu yüzyüze konuşmak, sormak yerine ekranlardan yapıp bir kenara çekilmek hiç yakışmaz.

Belli ki, önemli bir sıkıntı var ve bu sıkıntıyı atlatabilmek için çareler aranıyor.

Bu çarelerin içinde yeni bir milli takım çatısı oluşturmakta var.

Fatih Terim her aday kadroyu açıkladığında ısrarla aynı konuyu tartışmak ve aynı hamasi havada yapmak yarın çıkıp topunu oynacaka, milli takıma hizmet verecek futbolcuları olumsuz etkiliyor. Bu olumsuz hava maça ve sonuçlara yansıyor doğal olarakta varmak istediğimiz hedeften bizi uzaklaştırıyor.

Bu konuyu tartışarak sadece milli takıma ve duygulara zarar verenler artık içine düştükleri yanlışı bir zahmet görsünler.

Fatih Terim, Arda Turan, Burak Yılmaz ve diğerleri kişisel anlamda birşey kaybetmezler.

Kaybeden ülke, zarar gören ve toparlanma süreci uzayacak olan Milli Takım, Ay Yıldız olur.

Yeter artık,  susun ve sadece futbola hizmet için yazın, konuşun…