05 Aralık 2016, Pazartesi
> Trabzonspor > Şota: Bir tane Trabzonspor var!

Şota: Bir tane Trabzonspor var!

Şota Arveladze Türk futbolu ve Trabzonspor hakkında konuştu yine çarpıcı sözler sarfetti...


13 Mayıs 2016 19:09


“Darülacaze için Salonda” organizasyonu öncesi Zya Darende'nin gerçekleştrirdiği röportaj serisinde sıra, hem futbolculuk dönemindeki usta golcülüğüyle, hem de teknik adamlık dönemindeki renkli kişiliği ve açık sözlülüğüyle futbolseverlerin kalbinde taht kurmuş Şota Arveladze'de..

İşte o röportaj...

Bu anlamlı projenin içinde yer aldığınız ve röportaj isteğimizi kırmadığınız için size teşekkür ediyoruz. Bu özel gösteri için neler söylemek istersiniz?

Bu ilk defa yapılan bir organizasyon değil. Gayet doğal ve olması gereken bir durum. Dünyada çok örnekleri var. UNICEF çok yardımcı oluyor bu tarz işlere. Bu organizasyon salonda daha az kişiyle, 5’e 5, amacına daha kolay ulaşabilecek daha pratik bir organizasyon. Neticede biz burada bir kaç eski futbolcu olarak, insanların mutlu olmasını sağlayabiliyorsak ne mutlu bize.

-Salon turnuvası tecrübeniz var mı?

Çok sık olmasa da zaman zaman oynamışlığım var.

-Ajax’da yıllarca futbol oynamış bir oyuncu olarak, eski takımınızın son hafta kaybettiği dramatik şampiyonluğu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ronald’la konuştuk, Frank’ı şimdilik arayamıyorum, birkaç gün süre verdim, kendisine gelsin diye. Ajax gibi bir takım, küme düşmemek için play-out oynayacak  rakibini yenemiyor işte. Hem de öne geçtiği bir maçta. Hagi’yle de az önce onu konuştuk.  Kendisinin Real Madrid’de oynarken 2 sene üst üste başına gelmiş bu durum. Hem de 2’sinde de rakibi aynı. Barcelona’nın 1 puan önünde girdiği son hafta maçında, Tenerife’ye kaybedip şampiyonluğu rakibine veriyor. Bir sonraki sezon gene Barcelona’nın 1 puan önünde giriyor son haftaya, gene rakip Tenerife ve gene kaybediyor. İşte bu yüzden futbol bu kadar güzel. Bu yüzden milyarlarca insan tarafından tutkuyla takip ediliyor.

-Biraz da Trabzonspor’dan bahsedecek olursak.  Bir Trabzonspor efsanesi Şota Arveladze gitti başka bir Trabzonspor efsanesi Hami Mandıralı geldi ama netice aynı. İsimler değişiyor, ama Trabzonspor’da bir türlü beklenen başarılar ve istikrarlı yapı sağlanamıyor. Sizce çözüm nedir?

Çok basit aslında.  1 tane Trabzonspor var ve herkes buna göre davranmalı. Ben şu yönetimi sevmiyorum, ben bu başkandan hoşlanmıyorum, şu futbolcuyu beğenmiyorum  gibi durumlar var. Herkesi beğenmek zorunda değilsin, beğenmezsen beğenme ama eğer ben taraftarım diyorsan Trabzonspor’u desteklemek zorundasın.

Mesela, benim çocuğum okulda başarısızsa, dersleri kötüyse ben ona evde yemek vermeyeyim mi?
Veya  yaramazlık yapıyorsa, onu duvardan duvara mı vurayım?

Elbette hayır. Sen babasın o da senin evladın. Çocuğunu gene sevmeye, onun iyiliği için çalışmaya devam edeceksin.

Sen taraftarsan takımına her türlü destek çıkacaksın. Bakıyorum Avni Aker’de bir kale arkası bizi tutuyor, öbür kale arkası bizi tutmuyor. Nasıl bir durumdur  ben anlamıyorum. Burası benim stadımsa, o kale arkası da, öbür kale arkası da, maratonu da, şeref tribünü de hepsi bana lazım. Hepsi bana destek verneli. Ben şu yönetim olursa sponsor olmam, şu adam olursa kombine almam gibi yaklaşımlar var. Paran yoksa zaten kombine alma o ayrı, ama alıyorsan da burnumdan getirme!

-Peki o baskıyı futbolcu olarak hissetmekle teknik direktör olarak hissetmek arasında bir fark varmı?

Baskı aynı baskı farketmez. Zaten kişinin üzerindeki en büyük baskı kendi baskısıdır bence. Benim başarılı olma isteğimden fazla ne baskısı olabilir ki? Ben 19 yaşında evimden ayrıldım, yıllar oldu hala dolaşıyorum buralarda evime dönemedim. İnsanın kendi şerefi, kendi namusundan büyük baskı olamaz.

Misal, bir kale arkası ana-avrat dümdüz küfür ediyor, öbür kale arkası da alkışlıyor. E ne yapacak bu küfür edenler, dövecekler mi bizi, öldürecekler mi? Bilemiyorum o da olur belki bir gün(!). Kısacası baskı insanın namusuyla, şerefiyle kendine inanarak o işi yapabilme isteğinin getirdiği bir durumdur. Fakat en büyük sorun bu ülkede herkes futbolu en iyi kendisinin bildiğini sanıyor.

-Bu sorunun Trabzon’da biraz daha fazla olduğu söylenir genelde.

Yok her yerde öyle. Kayseri’de belki 1500 kişi var her maça gelen, ilgilenen onlarda aynı. Gene tartışırlar herşeyi seninle.

Madem bu kadar futbolu bilen bir ülkeyiz, o zaman neden ekonomik olarak  bu işe ciddi anlamda yatırım yapan büyük kulüplerimiz Avrupa arenasında istikrarlı bir varlık gösteremiyor?

Bana sormayın kendiniz bulun bunun cevabını. Neden bütün sektörlerde çok başarılıyız da burada değiliz diye düşünmek gerek. Hastahaneler çok iyi çalışıyor. İnşaat sektörü gayet güzel durumda. Havayolu şirketiniz Avrupa’nın en iyisi durumunda. Demek Türkler yapabiliyor, birçok sektörde Dünya’nın en iyilerinden biri olabiliyor. Yazar olsun, sanatçı olsun her alanda yapabiliyoruz neden futbolda yapamıyoruz diye sormanız gerek.

-Esasında basketbol ve voleybolda Türk takımlarının büyük çıkışını görebiliyoruz.

Çünkü basketbola bu kadar karışmaz, voleybola belki de hiç karışmaz bu insanlar. Ayşe oynamış, Nadya oynamamış bana ne der. Mesela benim annem doktor, o bile bazen der ki, ya Şota onu oynat bunu oynatma.  Şimdi bende ona, “anne bu ilacı yanlış vermişsin, diğer ilaç daha iyi ben senden daha iyi biliyorum” desem olabilir mi böyle bir şey?

-Avrupa Şampiyonası’na katılış hikayemiz de bir hayli enteresan oldu.  Milli Takım’la alakalı neler söylemek istersiniz?

Evet, ülke adına çok güzel bir başarı oldu. Federasyondan, teknik ekibe ve futbolculara kadar emeği geçen herkese teşekkür etmek gerek. Bu kadar gerginliğin olduğu bir sektörde, bu denli umutların tükendiği bir konumdan o vizeyi alabilmek gerçekten çok değerliydi. Son dönemde çok ciddi bir hava yakaladı takım. Şimdi şampiyona bekleniyor. Eğer bu havayı sürdürebilirlerse, orada da iyi işler yapılabileceğini düşünüyorum. O heyecanı, o ruhu bulunca Milli Takım’ı durdurmak kolay olmuyor. Ruh elbette çok önemli futbol için ama ruhun yanına kalite ve sistem de katmak gerek.  O kısımda eksiklikler var.

Saha içine bakacak olursak, takım son dönemde hep iyi durumdaydı. Bildiğim kadarıyla ciddi bir sakatlık yok. Özellikle kilit oyuncuların sakatlanmaması çok önemli. Şu anda herşey olumlu görünüyor. Fakat burada öyle bir anlayış var ki, takım 3.olur  insanlar  neden şampiyon olamadık der.

-Gerçekten değişik bir ülkeyiz. Tarihinde bu şampiyonalara bu kadar az katılıp, katıldığı seneler bu kadar iz bırakan başka ülke yoktur herhalde. Sizce böyle arada katılıp, Avrupa Şampiyonası’nda yarı final, Dünya 3.lüğü gibi başarılar yakalamak mı, yoksa her turnuvaya katılıp o aşamalara gelememek mi daha kabul edilir bir durum?Umarım gene öyle büyük bir başarı yakalanır. Ama ben devamlı katılmaktan yana olurum. Çünkü futbol bir ülkede bu şekilde gelişir. Bu üst düzey turnuvaların içinde olman gerekir. 10 senede bir katılıp, iyi bir hava yakalayıp, bir rüzgarla yarı final yapmak o an için iyi olabilir ama o ülkedeki futbolun büyümesi için yeterli olmaz.

Kaynak: Ajansspor

Etiket: Trabzonspor, Şota



Haber Hakkında Yapılan Yorumlar

Toplam 0 Yorum

Bu habere henüz bir yorum yazılmamış. Bu habere yorum yazmak için tıklayın


EN SON HABERLER
Gaziantepspor'da İsmail Kartal istifa etti mi?