08 Aralık 2016, Perşembe
> Mehmet Eyüp Yardımcı > Sevgisizliğin milli hali

Sevgisizliğin milli hali

07 Eylül 2016 14:57

Genç, yetenekli ama tecrübe eksikliği olan bir milli takımımız var...



“Gerçek aşk’ı bilen kalp bir damla suya bile hürmetle bakar”  buyurmuş  Hz. Mevlâna Muhammed Celâl-ed-Dīn Rûmî (k.s.)

2018 Dünya Kupası yolunda ilk maçımızı, grubun favori takımı Hırvatistan önünde oynadık.

Maçın geneline baktığımızda net söylenecek tek kelime çok iyi oynamadığımızdır. İyi oynamadığımız bir maçtan 1 puan aldık. Maçın genel durumunu konuşmak yerine yorumcular yine Fatih Terim ve ona karşı oluşan genel sevmeme halinden yola çıkarak kadro yapısını konuştular hatta “hainlik” ile suçlayan bile oldu.

Genç, yetenekli ama tecrübe eksikliği olan bir milli takımımız var.

Grubun en favori takımına (oyuncuları Avrupa'nın üst düzey takımlarında oynayan tecrübeli oyuncular) kendi evinde hadi birazda şans yanımızda (bugüne kadar olmadıklarına saysın) olmasıyla aldığımız sonuç ve geleceğe bakış olumlu olmalı.

Birde en çok Fatih Terim'e veya TFF'ye kızıp genel anlamda Milli Takıma karşı olma hali var ki! bu alınacak 90 dakikalık mücadele sonucundaki her kötü sonuçtan daha önemli.

Futbolu çok seviyoruz, futboldan çok anlıyoruz ama yadırgadığımız yorumculardan farkımız var mı?

Şahıslar gelip, geçicidir Milli Takım ise devamlıdır.

Bu milli takım süper ligde bile ilk üçe giremez diyenlerden acaba kaç tanesi o genç kardeşlerimiz kadar yetenekliydiler! futbolculuk hayatlarında.

Wembley çimlerine en önce kim ayak basacak sendromundan bugün yorumculuğa geçersen ancak bu kadar olursun. Hem siyaset, hem spor konuşmak kahvehane adabıdır. Futbolu bilmeyebilirsin ama en azından futbolu bilen bir akrabandan birşeyler öğrenebilirsin. Bu milli takım oynadıkça, gelişecek oyunculardan kurulu. Menşei Alman Futbolu olan bir ligde kolay kolay adam barındırmazlar...

Milli takımımızın yenilenmeye ve geleceğe sağlam adımlarla ilerlemeye ihtiyacı vardı. Kendi sınırlarımız içinde futbolu gerektiği gibi yönetemeyip, günü kurtardığımız için altyapı ve yetişen futbolcu sayımızdaki gerçek ile yüz yüzeyiz. Bu doğrultuda yenilenmek için çalacağımız tek kapı gurbetçi çocuklarımızdı ki Fatih Terim ve ekibi burada en iyi hareketi yaptı.

Kişilere ve kurumlara bağlı nefret halimizden kurtulup milli takıma ve kendi lig sürecimiz içinde ebedi rekabete farkyı duygu ve gönülle bakarsak sağlıklı bir ortamın temellerini atmış oluruz.

Hepimizin gözünün üstünde kaşı var ve nefret halimiz devam ettikçe aramızı bozmaya sebeb olarak duran en büyük nedendir. Hiç birimiz Kalenderi Dervişi’de değiliz ki, gidip saçı, sakalı ve kaşı kökten kazıyıp ayna karşısında nefsimizi okşayacak halden geri duralım.

Kaşımız, gözümüz yerli yerinde dursun biz karşımızdaki kaşa, göze sevgi ve saygıyla bakmayı düstur edinelim. Yoksa bu nefret haliyle gidişimizin sonu pek hayırlı değil. Futbol sahada edinilen mücadeleyle güzel, futbol hakkıyla terletilmiş formanın altındaki futbolcuyu ve hünerini seyretmekle güzel.

Sözün özü “gereksiz taramalardan kaçınalım”…