08 Aralık 2016, Perşembe
> Mehmet Eyüp Yardımcı > Oyunun seviyeleri

Oyunun seviyeleri

22 Nisan 2016 12:33

Dünya üzerinde x,y, z kuşağı adı verilen yeni toplum insanları oluşturulurken ve bu doğrultuda hayatımızın eksenindeki her şey yeniden şekillenirken, bizlerde bunu etkisinden kaçamadık malesef...



Dünya üzerinde x,y, z kuşağı adı verilen yeni toplum insanları oluşturulurken ve bu doğrultuda hayatımızın eksenindeki her şey yeniden şekillenirken, bizlerde bunu etkisinden kaçamadık malesef.

Yaşadığımız topraklar üzerinde tartışılmaması gerektiğine inandığımız ama tartışmaktanda bir türlü vazgeçmediğimiz gerçeklerden biriside futbol. Futbolumuz kendi içindeki yapılanması, medyası, yönetimiyle malesef evrimini yanlış DNA’lar üzerinden yapmaya çalıştığı için bugün orta yerde duran mutasyona uğramış futbolumuz bir acayip şekliyle yaşam savaşı vermektedir.

Fenerbahçe başkanı sayın Aziz Yıldırım’ın basın açıklaması ve daha öncesinde bir maç sonrası Beşiktaşlı Oğuzhan’ın medya ve basın üzerine sözlerini bir araya getirince, mutasyona uğramış futbolumuz kadar bir o kadar da mutasyona uğramış futbol medyamızı görmüş oluruz.

Türk futbolunun büyük kaptanı, Beşiktaşlıların ve herkesin Baba Hakkı’sı tarafından edebi eser niteliğinde yazılmış futbol yazılarından dolayı “futbolumuzun Balzac”ı olarak adlandırdığı, futbolun omuzları üzerinde yükselttiği (her daim örnek aldığımız ve olmaya çalıştığımız üstadımız) İslam Çupi’lerden bugünün medyasına  nasıl geldik derseniz biraz gerilere bakmak lazım.

Tek kanallı televizyon dönemlerinde her haftasonu birçok ülkenin ligleri dahil maçlar yayınlanmaz iken yani Cumartesi ve Pazar günleri tek maça, tek kanalda mahkûm iken ve stadda taş bloklar üzerinde tünemiş, sağ elde çekirdek, sol elde mini cep radyosunu sol kulağa yapıştırıp tüm haftanın maçlarını takip etmeye çalıştığımız zamanlar henüz oyunun başlangıç evresindeydik.

Oyunun ikinci seviyesi TRT spor bölümü çalışanlarının, futbolumuza nasıl heyecan katarız diye düşünüp, özellikle derbi maçlarda yaşanmış sakatlık veya atılan gol sonrası kamera, mikrofon dahil cemi cümle dalıp, anın heyecanını ekranlardan evlerimize, kahvehanelerimize taşınmasıyla yaşandı.

Oyun çok tv kanalları ve radyolarla birlikte baş döndürücü bir hızla devamlı seviye atladı ya da atladığını zannederek hepimizi balondan köpüklerle dolu yalan bir dünyada yaşattı.

Televoleler, Akın Akın Kompelalar ve bugün masa altı viski muhabbetlerinin dillere pelezenk olduğu zamanlar.

Masa altında viski var mı? Yok mu? Ya da o insanlar ekrana viski veya su içerek mi çıkıyorlar bunları bilmiyoruz, bilmek dahi istemiyoruz.

Bizlerin istediği tek şey tıpkı futbol sahasının orta yerinde hakemlerimizden adalet dağıtmasını beklediğimiz gibi futbolun bizlere doğru aktarılması, doğruya gidebilmesi için yanlışlarının doğruluk bilgeliğinde, doğru cümlelerle, sulandırılmadan, birbirini üzerine bağırılarak laf kalabalığıyla tartışılmadan ve her şeyden öte reyting canavarına sunulan adak olmadan futbolu anlatılması.

Bugünün yöneticileri, hakemleri, medyasının kalemleri;
ya bu işi doğru yapın ya da yıkın bu perdeyi tamamen eyleyin viran, ardınızı dönüp gidin sahibine haber etmeden heman...