02 Aralık 2016, Cuma
> Mehmet Eyüp Yardımcı > İmPARAtor

İmPARAtor

20 Haziran 2016 18:04

Euro 2016 kabusundan bir türlü uyanamadığımız şu zaman diliminde, futbolseverler olarak ikiye bölündük.



Euro 2016 kabusundan bir türlü uyanamadığımız şu zaman diliminde, futbolseverler olarak ikiye bölündük.

“İmparatoru sevenler” ve “İmparatoru, İmPARAtor” olarak görenler…

Futbol denilen “Pagan Tarikatın” endüstriyelleştiği  bu dönemlerde ortada başarının kaymağını yiyenler futbolun yönetim kademesinde olanlardır ve doğal olarak ortada bir başarısızlık var ikende bunun sahibi her ne kadar istemeyenler olsa da yine bu kademenin, kademe başarısızlığını gösterenlerdir.

Bu tür başarısızlıklarda ortaya çıkan hep aynı eleştirilerden bıkmış, bu eleştirilerde nedense hep böyle zamanlarda ortaya çıkıyor diyenlere, futbolun bir sistem içerisinde ancak başarıya ulaşacağına inanan ve bu inancını her yazısında belirten birisi olarak siz futbolseverlerin yüzünü futbolun beşiği İngiltere’ye çevirmek isterim.

2014 yılında İstanbul’da çevirisi yapılıp yayımlanan, Mike Carson “The Manager” “Futbolun Dâhi Liderleri”  kitabını 5 kısımdan oluşturur.

Birinci Kısım – Görevin Boyutu olarak adlandırılmıştır ve bu bölümün lideri Roy Hodgson’dır.

İkinci Kısım – Kazanan Bir Ortam Yaratmak olarak adlandırılmış, bu bölümün liderleri ise (Bire bir sanatı Carlo Ancelotti), (Sahne Arkası Arsene Wenger),  (Yüksek Performanslı ekipler oluşturmak ile Sam Allardyce) dir.

Üçüncü kısım – Sonuç Almak ve liderleri (Oyun Sahası Roberto Mancini), (Üstün yetenekle baş etmek ile Jose Mourinho)dur.

Dördüncü Kısım – Kişisel Liderlik’dir ve liderleri (Baskı altında bir kariyer peşinde koşmak ile Brendan Rodgers), (Büyük resmi görmek ile Harry Redknapp)dır.

Kitabın son bölümü yani Beşinci Kısım – Büyük Zorluklar liderleri  ise (Sürdürülebilir başarı yaratmak ile Sir Alex Ferguson), (Kriz yönetimi ve revizyon ile Walter Smith), (Zafer ve çaresizlik ile Mick McCarthy)dir.

Bu kitabın ışığında kendi sınırlarımıza döndüğümüzde gördüğümüz manzara doğal olarak içimizi acıtıyor.


Fatih Terim, Avrupa seyahatini Milan’da sonlandırıp, ülke sınırları içerisinden girdiği andan itibaren  benim gördüğüm omuzlarındaki galaksinin en kalabalık yıldız topluluğunun birer birer döküldüğüdür.

Ülke medyamız, özellikle spor medyamız biraz tuhaf bir evrim geçirdiği için Fatih Terim’in dökülen yıldızlarını söylemekten çekinmiş (bir kısım hariç) aksine dökülen her yıldızın yerine üç yeni yıldız çıkmış gibi alkışlamışlardır. Bu anlayış sadece Fatih Terim’e değil aynı zamanda Türk futbolunada zarar vermiştir. Halbuki futbolun teknik adamlık bölümünde çıtayı en yükseğe taşıyan sayın Terim kendi kişişel futbol gelişimini ileriye taşıyarak Avrupa’ya imzasını atabilir ve birçok teknik adamımızında ufkunu Avrupa’ya yönlendirebilirdi.

Her sezonun ardından kötü gidişatın faturasını başka tarafa yönlendirmek için ortaya atılan yeni teknik adamlarından bir taneside Fatih Terim’dir. Lucescu kendini kurtarıp Ukrayna’ya taşındığından itibaren istediği, arzuladığı, planladığı sistem içerisinde kendisinin ve çalıştırdığı takımın gelişimini ileriye taşırken, bizler ise başta Fatih Terim, Mustafa Denizli olmak üzere bu ikili arasında kısa paslaşmalarla başarıya gitmeyi düşündük. Bu anlayış ise malesef hem bu ikiliye hem de futbolumuza zarar verdik.

Türk insanı olarak özellikle çok zor dönemlerde “gazla” yüklendiğimiz zaman akıl almaz başarılara imza attığımız geçmiş dönemlerin artık tatlı bir anısı olarak kaldığını görmek zorundayız.

Yanlış anlayış sadece teknik adam klasmanında yaşanmadı tabii ki!

Euro 2016 maçları için Fransa’ya bizden başka hangi ülke “Biz bitti demeden bitmez” diyerek gelmiştir?

Milli takımda ve ülke futbolu içinde başarılı bir sezonu geride bırakan futbolculardan kaç tanesi sadece psikolojik moral motivasyonla sezonu yaşamıştır?

Ülke futbolumuza önemli bir katkı sağlayan bir nevi altyapı gibi çalışan Almanya’daki Türk futbolcular bizim arkasına sığındığımız anlayışla mı yetişiyorlar?

Bilmem derdimizi anlatabildik mi?

Futbolseverlerin artık birşeyden kendini kurtarması gerekiyor.

Ortada telafuz edilen paralar ile teknik adamları veya futbolcuları futbol adına yorumlamayın, hayıflamayın bunu yapmaya devam ederseniz sadece boşa kürek çekmiş olursunuz.

Tartışmamız gereken, zihinlere anlayış olarak yerleştirmemiz gereken en önemli şey “sistemdir”.

Futbol içinde bir sisteminiz var ise ve bu sistemde devamlılık sağlıyorsanız arzuladığınız başarı gelir yoksa her şey “Hayaller Paris, Gerçekler ise Eminönü” dür…