11 Aralık 2016, Pazar
> Serkan Bayar > Hakkımı yiyen ne yiyeceğini biliyor

Hakkımı yiyen ne yiyeceğini biliyor

03 Eylül 2016 17:08

Güzel ülkemin en güzel organlarından birisi de basındır...



Güzel ülkemin en güzel organlarından birisi de basındır... gazeteci olmak için eğitim almanıza gerek yoktur. Çünkü gazetecilik pek çok zanaat gibi babadan oğula geçer. Gerçi o işler beceri istediği için iyi olmayan usta elenir, gider! Ama gazetecilkte o iş öyle değildir. Babanızın soyadı sayesinde muhabirlik yapmadan müdür. Editörlük yapmadan yazar olursunuz. Gerçi son dönemde müdür tanıyorsanız ona bir araba alıp da yazı yazabilirsiniz. Beşiktaş'ın eski hocası Toshack'ın sahip olduğu gibi bir "özel isme" sahipseniz genel yayın yönetiminin kızını tavlayıp müdür bile olursunuz.

İyi de bundan bize ne mi? Ne bileyim. Enayi spor okurum sürekli kandırılıyorsunuz ve "takoz" adamla size "yıldız" diye kakalanıyor ya, "nedenini" yazayım istedim!

Gelelim "hava basılan" Galatasaray'ın transfer politakasına... Ocak ayında Mustafa Denizli'ye Ryan Donk alınınca "yılın transferi" diye yazan, TV'lerden sıkan ahali şimdi de emekliliğini yaşamak için gittiği ABD'den kuyruğuna "teneke" bağlanarak gönderilen "kasap" De Jong için aynı "türküleri" söylüyor.

Trabzonspor'da bile tutunamayan "çakma Usain Bolt" Cavanda içinse Galatasaray'ın yıllardır arayıp bulamadığı sağ bek denilir oldu... aynen devre arasında aynı sözlerin kullanıldığı Linnes gibi. Ne tesadüf değil mi?

Ama neden öyle diyorum ki, Galatasaray herkesin peşinde koştuğu Eren Derdiyok'u, Tolga Ciğerci'yi, Sigthorsson'u, Serdar Aziz'i ve Josue'yi almadı mı? Hem de takımlarında kazandıklarının en az 3 en fazla da 5-6 katına. Bundan güzel ticareti ben bile yapamazdım. Hayatım boyunca hiç ticaret yapmayan ben bile...
Parasını ben mi veriyorum, bana mı ne?

Avrupa'da herhangi bir takımda 1 milyon Euro'yu bile göremeyecek bu adamlara verilen paraların, Dursun Özbek'in cebinden, Galatasaray'ın kasasından mı çıktığını düşünüyorsunuz. Ne kadar romantiksiniz. Galatasaray'ın, Fenerbahçe'nin veya Beşiktaş'ın batması gram umrumda değil. Umrumda olan bu abuk sabuk adamlar için ödenen paralarda "bay" Fikret Orman'ın dediği gibi "tüyü bitmemiş yetimin hakkı var." Çünkü Bay Orman da kulübünde 3 kuruşa oynarken 3 lira verdiği futbolu için futbolun "f"si ile alakası olmayan "tüyü bitmemiş yetimin hakkını" yiyor. Bizim arkadaşlarla aramızda bir espri vardır, "hakkımı yiyen" diye başlar işte ben de sizin benim o yetimin hakkı için bu başkanlara aynı sözü söylemek istiyorum.