03 Aralık 2016, Cumartesi
> Mehmet Eyüp Yardımcı > Ebruli hanımeli

Ebruli hanımeli

28 Haziran 2016 10:34

Hepimizin ortak hayalidir “bahçesinde ebruli hanımeli açan ev” ve o evin hayali peşinde koşarken sırt çeviririz aslında bizi hayalimize kavuşturacak doğrulara…



Hepimizin ortak hayalidir “bahçesinde ebruli hanımeli açan ev” ve o evin hayali peşinde koşarken sırt çeviririz aslında bizi hayalimize kavuşturacak doğrulara…

İngiltere referandum sonrasında AB dışında kalmayı tercih ederken, İzlanda karşısında bu isteğe duyarsız kalmayan İngiliz futbolcular da kendilerini Euro 2016 dışında bıraktılar.

Futbolun beşiği şöyle bir sallandı, Fransa sokaklarında holiganizmin en çarpıcı örneklerini sergileyen İngiliz taraftarlar, Fransız polisinin değil kendi futbolcularının sahadaki sonuca yönelik tercihi karşısında şoka girdiler.

Karşılarında 330 bin nüfuslu bir ülkenin takımı vardı. Teknik direktör dedikleri insan aslında diş hekimi, gol pasını veren futbolcu ise hentbol oyuncusu (İzlanda’da en sevilen spor dalı hentbol demek ki belli doğrular içinde futbolda da başarılı olabiliri ve bunu ispat edebiliriz diye düşünmüşler ne de iyi etmişler).

Takımın toplam değeri bizim Arda kadar değil, aldıkları aylık maaşları bizim teknik direktörümüzün maaşıyla kıyaslamıyorum bile, bu arada olayın bir başka ilginç tarafı İzlanda kalecisi Halldorson, profesyonel futbol hayatına 2011 yılında başlıyor aslında hem müzisyen hem de yönetmen. Bizimkiler gibi reklam filmlerinde oynayıp, İspanyol dedelere gider yapmak yerine ülkesinin 2012 Eurovizyon şarkı klibini çekiyor.

Canım İstanbul’un bir semti kadar nüfusa sahip ülkenin inanmış çocukları her anlamda pek bir mütevazi hayat içinde doğru adımları atarak ilerlerken kendilerine takma isim olarak Strákarnir okkar– bizim çocuklar demekle yetinirken, diş hekimi teknik direktörleri (ülkesinin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, siyasetçilere karşı tepki oyları üzerine adı yazılan insan) ülkesinin devlet kanalına tavır koymak, kendi ülke insanından uzaklaşmak yerine maç öncesi taraftarlarıyla oturup sohbet ediyor ve karşılaşacakları maçtaki kadroyu onlara aktarıyor (onlarda takımımız bize güvenip bunu yapıyor biz de onlara saygı duyuyoruz diyerek bu kadro paylaşımını ne bir basın kurumu ne de sosyal paylaşım sitelerinde herkese göstermiyorlar yani her şey tamamen bir saygı çerçevesinde, bizim gibi yediğini, içtiğini ayıptır söylemesi böyle bir hayat yaşıyorum tadında paylaşımları yaparken bir yandan da hassas konularda paylaşımlardan eksik kalmayarak yiyiyoz, içiyoz, geziyoz ama çokta adios değil hayatımız diyenlere inşallah ders niteliğinde olur bu hareketler) ve taraftarlarının futbol bilgilerine başvurup onların oynanacak karşılaşma ile ilgili taktik ve kadro tercihlerini dinleyip ona göre hareket ediyor.

Gaza getirmek yerine, birlik olmayı ortak akıl ve bir sistem çerçevesinde ilerlemeyi tercih etmiş İzlanda halkı kendilerine çıktıkları yolda başarılar dilerken, son sözümüzde tam 900 kişilik bir heyetle Fransa’la yolculuk yapanlara, yaptıran TFF’ye;

“Euro 2016’ya veda ettikten sonra geri dönen uçaktan inen kişi 5 geriye kalan 895 kişi nerede? Hazır otel paraları filan verilmiş kalalım mı dediler burada gözden ırak bir şekilde!...”

Ah! O ev yok mu, o ev, hani bahçesinde ebruli hanımeli açan ev, hani bizi hayaliyle perişan eden ev, işte! bütün kabahat o evin yoksa bizim bir günahımız yok kardeşim…