20 Haziran 2018, Çarşamba


> Diğer Sporlar > AKUT Spor Kulübü’nün Muhteşem Kadınları

AKUT Spor Kulübü’nün Muhteşem Kadınları

Giriştiği her işten alnının akıyla çıkan AKUT’un 2009 yılında kurulmuş spor kulübü de başarıları ile adından sıkça söz ettiriyor. Hâlen on üç branşta aktif olarak sporcu yetiştiren AKUT Spor Kulübü’nü ve AKUT sporcularını, AKUT’un üç başarılı kadınından dinledik.


08 Mart 2018 11:27

AKUT Spor Kulübü’nün Muhteşem Kadınları

AKUT ailesi olarak tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor; yaşamın her alanında fırsat eşitliğinin sağlanacağı, kadınlarımızın başarısıyla adımızdan söz ettireceğimiz nice 8 Mart’lar diliyoruz…

Sualtı Branşı Sporcusu, Serbest Dalış Türkiye Şampiyonu ve Millî Sporcumuz Birgül Erken

Birgül Hanım sizi kısaca tanıyabilir miyiz?  Dalışa olan ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?

Tabii… Çanakkale’de doğup büyüdüm. Denize aşina çocuklardık. Oyunlarımız hep denizle iç içeydi. Sualtı sporlarına tüplü dalış ve sualtı fotoğrafçılığı ile başladım. Çanakkale Sualtı sporlarının lisanslı sporcusuydum. 2004 yılında hocamız «Serbest Dalış» diye bir türden bahsetti ve beni takıma aldığını söyleyip cesaret verdi. Takımı tamamlamak için ve hocamıza destek olmak için hiç bilmediğim bir işe kalkıştım. O zamana kadar hiç dalmadığım derinliğe, 15 m.ye antrenmansız bir dalış gerçekleştirdim. Ayağıma taktığım uzun paletle nasıl bir teknikle gideceğimi bilmezken sadece yarışmayı gözlemleyebildiğim ölçüde öğrenip 66 m mesafe kat ettim. Bu o tarihte hiç antrenmansız olağanüstü bir başarı demekti.

O tarihte bu sporu sürdürmeyi düşünsem de eşim ve ben sualtı fotoğraf sevdasına kapıldığımız için serbest dalış sevdamı ertelemek zorunda kaldım. Su altında fotoğraf çekmek tüm zamanımızı alan hem yorucu hem de masraflı bir işti. Eşimi su altı görüntüleme yarışmalarında asiste etmem gerekiyordu. Onun yarışmaları ve benim fotoğraf sevdamın harareti 5-6 yıl sürdü. 2010 yılında Çanakkale de Serbest Dalış Türkiye Şampiyonası yapılacaktı. Hocam yarışmalara beni yine davet etti. Bu defa yarışma için on gün çalışma fırsatım olacaktı. Harika bir sonuç ve çok şaşırtıcı bir sevinç ortaya çıktı. Tecrübesizliğime rağmen, yılların sporcularını geride bırakıp 140 m mesafe kat ederek Türkiye 2. si oldum. Hem de monopalet denen yeni ekipmanı da ayağıma ilk defa takmıştım. İlk denemem ilk vuruşlarım çok acemi olsa da yılmadım. Bu büyük bir sıçrayış ve bir yeteneğin ipuçlarıydı ve ciddi bir yolculuğun başlangıcı idi. O günden sonra antrenmanlarımı hiç bırakmadım.

Kaç yıldır bu sporu yapıyorsunuz?

Aslında 2004 yılında başlamış olsam da 2010'a kadar ara vermiştim ve son sekiz yıldır kesintisiz olarak antreneyim.

Spor hayatınıza ilişkin en ilginç olay hangisidir?

En ilginç olay spora ilk başladığım yıl hiçbir fikrim olmadığı halde bu sporda iyi bir çıkış yapmış olmamdı. O kadar denk düştü ki bu sporun mantığı bana. Zaten çok sakin bir yapım vardı. Yaptığım işlerde farklı spor dallarında ve okulda bana “sakin güç” derlerdi. İşte tam ruhuma uygun bir spor bulmuştum.

Sporun sizdeki hikâyesi nedir?

Evrende var olan her şey, canlı cansız ama her şey, ister varlık boyutunda ya da atomik, düzeyde olsun; hep hareket hâlinde. Biz de bu ritmin bir parçası olmalıyız. Bu yüzden ben sporu yaşam biçimi olarak seçiyorum. Uzun yıllar sürdürülebilir bir spor yaşamım olması için geleceğe de hazırlanıyorum. Kendime güveniyorum çünkü gücüm bu spora olan tutkumdan geliyor. Hâl böyle olunca çalışmaktan yüksünmüyorum. Her günüm her anım ya mental ya da fiziksel hazırlıklarla örülü. Hayatımın odağında olan serbest dalışa yönelik her çalışma yaşam kalitemi de yükselten bir şey. Özellikle yoga ve nefes çalışmaları bu sporda en elzem antrenmanlarımız ve her ikisi de yaşam yolumuzda da bize armağanlar sunan çok değerli alanlar. Dolayısıyla bu yolculukta yaşadığım süreç de en az madalyalar kadar beni mutlu ediyor. Kendimi sınırsız güçlü hissediyorum. Tüm rekorları kırmak için hiçbir engelim yok. Ve bu tamamen benim kendi iç dinamiklerimden beslenen bir duygu. Elbette yaptığım işte takdir edilmek beni de motive ediyor; ancak bunun dengesini de kurmaya çalışıyorum. Asıl amacından sapmış spor ruhunu kaybedip sadece kendi popülerliğinden mutlu olan insanlardan olmamaya gayret ediyorum, edeceğim.

Yarışlara nasıl hazırlanıyorsunuz? Başarınızı nelere borçlusunuz?

Öncelikle AKUT Spor Kulübü'ne desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. AKUT, sporcularını her an destekleyen ve onurlandıran bir kulüp. Başkanımız Nasuh Mahruki de keza öyle. Her ulusal ya da uluslararası başarıda en az bizler kadar sevinen bir ekibimiz, geri planda sıkı bir lojistik ve yönetim kadromuz var. Ben de AKUT ailesinin bir ferdi olmaktan son derece mutluyum.

Başarımı birkaç kelime ile özetlemem gerekirse; çalışmak, disiplin, süreklilik, iyi bir ekip ve huzur, diyebilirim. Gerçekten çok çalışıyorum. Her yaptığım çalışmayı bilimsel temellerle destekliyorum. Spor keyifli olduğu sürece sağlıklı ve güzel. Benim için havuzda ve denizde olmak büyük mutluluk. Spordan sonraki huzuru seviyorum. Antrenmanlarımın hiçbirinde risk almadım. Bedenen ve zihnen hazır olmadıkça gereksiz zorlamalara meydan vermedim. Sabırla ve dikkatle kendimi tanımak üzere tüm antrenman ayrıntılarını yazıyorum. Yaptığım tüm dinamik apnea antrenmanlarımın video kayıtlarını hemen antrenman sonrasında mutlaka inceleyip kendimce yorumluyorum. Elit seviyedeki serbest dalgıçlar vücudu düşük oksijenle çalışmaya alıştırdığından, gündelik yaşamda sakin ve huzurlu olabilmek önemli. Farklı disiplinlerle bu işin mental yönünde gelişmeyi başarmalıdırlar.

Anne olmak ile sporunuz arasında kurduğunuz bir bağ var mı?

Annelik deneyimini yaşayanlar bilir, güç ve dayanıklılık gerektiren bir durumdur annelik. Her şeyin üstesinden gelebilecek gücünü bulur anneler. Adeta sihirbazdır anne olan kadın. Annelik bir ömür boyu süren harika bir duygu, insanı yaşama bağlayan bir sorumluluk, yüksek bir motivasyon. Bence kadının gücü biraz da buradan geliyor. Doğum yapmış olsa da olmasa da kadınların içsel güçleri olduğuna inanıyorum. Bu gücün farkında olmak, geliştirmek ve hep daha iyisini başarabileceğine inanmak gerek. Başaranların tek farkı, üzerine kafa yormaları ve çok çalışmaları… Herkes her şeyi yapabilir. Yeter ki inansın, istesin ve çaba sarf etsin. Kadınlarımız çok daha başarılı olabilir, çok daha iyi noktalara gelebilirler. Anne olmak buna sadece artı değer katar. Asla engel olmaz… Keza baba olmak da…

Çocuklarını bahane edip spor yapmaya vakit bulamadığını söyleyenlere tavsiyeleriniz neler olur?

Bu bir paradoks durum. Özellikle anneler spor yaptığı zamanlarda çocuğuna vakit ayıramaz, ona ayırması gereken zamandan çaldığını düşünerek ya spordan vazgeçer ya da bu sorunun yarattığı gerginliği yaşarlar. Şimdi eski çağlarda olduğu gibi yemek bulmak için şehir insanının tarlada çapa yapması, denizden ağ çekmesi gerekmiyor ve fizyolojimizin doğru çalışması için evrimsel süreç bize hareket etmeyi öğütlüyor. Bu durumu da ancak spor yaparak sağlayabiliriz. Bu biraz şuna benzer; bir çita yaşamını hızlı koşmasına borçludur. Bu onun yemeğini bulma yeteneğidir. Hızlı koşarak avlanır, avlanmak için hızlı koşması gerekir. Yavruları olan bir anne çita onların yanından ayrılmadan avlanamaz, onları yalnız bırakmakla avlanmak için gitmek arasında bir kararsızlık yaşamaz. Bu hem kendi hayatı hem yavruları için gereklidir. Ve daha önemlisi yüz binlerce yıldır bu yüksek performanslı av süreği onun genlerine evrimsel genetiğine işler ve sağlıklı yeni nesillerin sürekliliğini teminat altına alır. Sporcu ebeveynler, çocuklarına sağlıklı genler hediye ederek zaten onları hayata karşı 1-0 galip başlatmışlardır. Spora devam eden anne hem çocuklarına hem de bütün insanlara, örnek olan sağlıklı, zinde, mutlu bir insan olma hazzını yaşar. Diğer taraftan sporun ruh sağlığına olumlu katkısı sayesinde daha mutlu ve huzurlu bireyler çocuklarıyla da daha sağlıklı ilişkiler kuracaklardır.

2018 yılı bazında ve uzun vadedeki hedefleriniz nelerdir?

Öncelikle yukarıda da söz ettiğim etkinlikte 19 Mart 2018' de Guinnes Dünya Rekorunu kırmayı hedefliyorum. Ardından Nisan ayında havuz branşları Türkiye Şampiyonası'nda çalışmalarımın karşılığını alıp yeniden şampiyon olmayı ve Dünya Şampiyonaları’nda yarışmaya devam ederek ülkemi uluslararası arenada en iyi şekilde temsil etmeyi istiyorum. Bu branşta dünyanın en iyilerinden biri olmanın ötesine “Dünyanın En İyisi” olmaya çalışıyorum. Yaşamımızda yaratmak istediğimiz şeyin ne olduğunu derinlemesine düşünüyorum. Sharma şöyle diyor: “Büyüklük seninle son bulmayacak bir şeye başlamanızla gelir.” İşte bu doğrultuda uzun vadeli hedefim şu: Bu heyecanımı nesilden nesile aktarmak, öğrenci yetiştirmek ve gençlere el vermek istiyorum. Bunun için gelecekte iyi bir platforma taşıyabileceğim bir ekol, bir okul ve öğrencilerin ihtiyacı olan her şeyi içinde barındıracak bir yer hayal ediyorum. Böylece zor elde ettiğimiz bu çok değerli birikimlerimi aktarmak ve kendi branşımda başarılı gençler yetiştirmek istiyorum.

Çocuklarda bu spora başlama yaşı nedir? Ebeveynleri nasıl yönlendirirsiniz?

Dalışa başlama yaşı 14. Serbest dalış eğitimi çok önemli bir gereklilik. Dolayısıyla ebeveynler çocuklarını bir kulüp bünyesinde ya da kurslarla bu spora yönlendirmelidirler. Sporcular hiçbir zaman yalnız dalmamalı ve güvenlik önlemleri ve bilinçli kişiler yanlarında olmadan sınırlarını zorlamamalıdırlar. Belli bir program dahilinde suya, derinliğe, nefes tutarak dinamik eforlara, statik nefes tutmalara ve anaerobik metabolizma ile çalışmaya alışmak gerekir. Bunu da en iyi bu branşın antrenörleri verebilir.

Türkiye’de dalış sporu, dalış kültürünün gelişebilmesi için sizce yapılması gerekenler nelerdir? Türkiye yalnızca güreşte değil serbest dalışta da kendini ispat etmeli. Yalnız halterde değil yüzmede de dünya çapında sporcular yetiştirmeli. Sadece futbola, basketbola para dökmek yerinde sporun her dalında alt yapıya ve sahadaki elit sporculara bütçe ayırmalı. Bana göre millî eğitimin müfredatı içinde en başta olması gereken şey küçük yaşlarda çocuklarımıza üç temel spor dalının öğretilmesi ile başlamak gerek. Bu sporlar şunlar: Yüzme, jimnastik ve atletizm. Bunlardan birini yapan çocuk spor alt yapısını oluşturmuştur. Yetenekli ve istekli olduğu spor dalında daha kolay başarı elde edebilir. Üç tarafı denizlerle çevrili 8.333 km sahil şeridine sahip bir ülkede yaşıyoruz. Ne yazık ki denizlerin hakkını veremiyoruz. Yüzmeyi bile doğru dürüst bilmediğimiz için dalış sporunun olağanüstü olduğunu düşünenler çoğunlukta ve korkularına yenik insanlarla dolu bir ülkemiz var. Oysa ki bu korkular doğuştan gelmiyor. Yakınlarımız bize öğretiyor bunu. Yani ilk engelimiz su kültürüne karşı geliştirdiğimiz algı. Serbest Dalış branşının görünür olmaya ihtiyacı var. Dolayısıyla biz sporcular olarak da zaman zaman: “Buraya bakın burada bir dünya var, su dünyası.” diyebilmek adına elimizden geleni yapmalıyız. Bu alanda toplumsal bilinç oluşturmak adına çaba göstermeliyiz.

Doğada olmak sizin için ne ifade ediyor?

Biz ağaçlarla ve toprakla genetik olarak akrabayız. Bu evrensel modelin bir parçasıyız. Ve onunla birlikte uyum içinde doğru çalıştığım zaman dengemi bulabildiğim, vücut işleyişim için örnek aldığım yegâne rol modeldir doğa. Serbest Dalışın dolfin denilen tekniğinde yunus balıklarından ilham alıyoruz mesela.

Salon sporlarına ne kadar zaman ayırıyorsunuz?  Sizce doğada spor yapmak ile salonda spor yapmak arasındaki en büyük fark nedir?

Doğa iyileştirici bir şifacı ve esrarlı bir mırıltı var doğada. Bu sese kulak vermek bile mental antrenmanlarımın bir parçasıdır. Biz doğal bir ortamda şehrin gürültüsünden uzakta yaşıyoruz. Bunun tadını her fırsatta çıkartmaya çalışıyorum. Bahçede yoga, nefes çalışmaları yapıyorum. Bedenime doğru ritmi hatırlatmam için doğaya bakmam yeterli oluyor. Haftanın 6 günü antrenman yapıyorum. Sadece 1 gün dinlenme günüm. Bazen o güne bile nefes tutma antrenmanı koyup kendimi farklı ve hafif bir antrenmanla dinlendiriyorum. Antrenman çeşitliliği esasıyla yarışmalar bittiğinde haftanın dört günü kara antrenmanı iki gün havuz çalışması yapıyorum. Yarışmalarım yaklaştığında her gün havuz antrenmanı şeklinde planlıyorum çalışmalarımı.

8 yıldır millî forma giyen Birgül Erken’in kazandığı başarılar şöyle;

Dünya Şampiyonası 2013: Havuzda/ Hız Apnea branşı (Kazan/ Rusya) – Bronz Madalya 2015: Denizde/ Küp Apnea Branşı (İscia/İtalya) – Bronz Madalya

Avrupa Şampiyonası 2017: Cmas Outdoor Avrupa Şampiyonası (Kaş/Türkiye) – 6. sırada yer aldı. 2017: Avrupa Şampiyonası (İtalya) Millî Takım barajını aşarak Avrupa Şampiyonasına katılabilen tek Türk Kadın Sporcu. 2017: Bulgaristan’daki özel organizasyonda tek Türk sporcu olarak tüm yarışmaları kazandı ve Bayanlar Kupası elde etti.

Diğer başarıları: • 23-24 Nisan 2016 tarihleri arasında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Olimpik Yüzme Havuzunda düzenlenen Serbest Dalış Türkiye Şampiyonası’nda iki altın madalya ile Türkiye birinciliği elde ederek Türkiye Şampiyonu oldu. • Havuz branşlarında üç kez şampiyon oldu ve ayrıca Küp Apnea branşında Türkiye rekoru kırdı. • 2016 yılında Dinamik Apnea, Hız Apnea branşlarında Altın madalya; Paletsiz Apnea branşında gümüş madalya aldı. • TSSF’nin planlı faaliyetleri arasında yapılan serbest branşlarında bir yil içinde düzenlenen dalış yarışmalarında, tüm sporcular arasında bireysel olarak en çok madalyayı kazanan sporcu oldu

Katılacağı yarışlar ve hedeflediği dünya rekoru: Birgül Erken 19 Mart 2018 Pazartesi günü saat 10.30'da Çanakkale Anafartalar Olimpik Havuzu'nda su altında bisiklete binerek dünya rekoru denemesini gerçekleştirecek. AKUT Spor Kulübü’nün “Su Altında Tek Nefeste Bisiklet ile En Uzun Mesafe” etkinliğinde Erken, su altında bisiklete binerek 2013 yılında İtalyan sporcu Fabio Falla’nın tüpsüz olarak 67,60 m bisiklet sürerek kırdığı dünya rekorunu geçmeyi deneyecek. Türkiye’ye dünya çapında 2 bronz madalya kazandıran millî sporcumuz Erken’in ikinci dünya rekoru denemesi de derinlik branşlarında olacak. Birgül Erken iki dünya rekoru denemesi haricinde ayrıca, aktif millî sporcu olarak Cmas'ın ve Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu çatısı altında planlı tüm yarışmalara katılarak 2018’de Dünya Şampiyonalarında Türkiye’yi temsil etmeyi sürdürecek. Sekiz yıldır millî formayı giyen sporcumuz havuz branşında 12-15 Nisan 2018 tarihleri arasında Çanakkale’de düzenlenecek Serbest Dalış Indoor Türkiye Şampiyonasına katılacak olan Birgül Erken, yeniden millî takıma seçilirse, yarışmanın İtalya ayağı olan CMAS 10. Apnea Indoor Dünya Şampiyonası'nda 11-17 Haziran 2018’de İtalya Lignano’da yarışacak. Antalya Kaş’ta 6-9 Eylül 2018 tarihlerinde düzenlenecek Serbest Outdoor Türkiye Şampiyonası’na katılacak olan Birgül Erken, ardından 28-30 Eylül 2018’de yine Antalya Kaş’ta gerçekleşecek Serbest Dalış Outdoor Dünya Şampiyonası’nda da Türkiye’yi temsil etmek üzere tüm hazırlıklarını ve antrenman kamplarını planladı.

AKUT Spor Kulübü Atletizm Branşı Sporcusu, Millî Sporcu ve Balkan Şampiyonu Gülçin Güreşçi

Gülçin Hanım atletizme olan ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?

Atletizm ile 8 yaşında tanıştım. İlkokuldaki beden eğitimi öğretmenimiz bizi çalıştırmaya başlamıştı. Okulda küçük yarışmalar düzenleyerek bizi çalışmaya motive ediyordu. İlk resmî yarışım yine okuldaki bir seçme yarışı sonrası okul takımına seçilerek bir kros yarışına katılmam ile başladı. O yarışmada takım olarak 2. olunca Bartın Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nün ilgisini çektik ve onların antrenörü bizi daha ciddi bir şekilde çalıştırmaya başladı. Benim aslında kısa mesafe koşucusu olduğumu fark eden yeni antrenörüm, kısa mesafe ve üç adım atlama antrenmanlarına ağırlık vererek beni doğru bir şekilde yönlendirdi ve Türkiye şampiyonalarına hazırlamaya başladı. 28 yıldır atletim. AKUT Spor Kulübü’nün lisanslı sporcusuyum. AKUT’un kimyasında var olan kriz yönetebilme, disipline olabilme ve çoklu düşünüp hızlı hareket edebilme gücü biz sporcuları motive eden unsurların başında geliyor. Her zaman her konuda çözüm üreten, imkânsız kelimesini hiç kullanmayan ve hep daha iyisinin başarılabileceğine inanan bir kulübüm olduğu için şanslıyım.

Spor hayatınıza ilişkin en ilginç olay nedir?

2015 yılında ilk defa maraton koştum. Koşu esnasında yanımdan geçen koşucuların benimle yiyeceklerini paylaşmaları, “Harikasın, devam et!” gibi motive edici cümlelerle kendi yorgunluklarına rağmen desteklemeleri beni çok duygulandırmıştı. İlk defa 42 km gibi bir uzun bir mesafe ile baş etmeye çalışırken böylesi bir destek benim için inanılmaz güzel bir deneyim oldu.

Sporun sizdeki hikâyesi nedir?

Hayatımın sporsuz geçen hiçbir dönemi olmadı. Atletizm ile ilgilenmek doğal olarak birçok diğer spor dallarında da iyi olmanızı sağlıyor. Ben uzun yıllar atletizmin yanında hentbol da oynadım. Hızlı koşmam sayesinde o branşta da başarılar elde ettim. Ayrıca lisede başladığım Bocce’ye de üniversite bitene kadar devam ettim. Daha sonra bisiklet ve dağcılık sporlarına başladım. Spor benim için özgürlük demek. Doğada özgürce koşmak, bisiklete binmek ve tırmanmak, bunlar benim vazgeçemeyeceğim tutkular. Sporun insanı daha verimli kıldığına inanıyorum. Yazdığım kitaplar ve makalelerin oluşmasında sporun büyük etkisi olduğunu biliyorum.

Yarışlara nasıl hazırlanıyorsunuz? Başarınızı nelere borçlusunuz?

Yarışmalara haftanın 6 günü çalışarak hazırlanıyoruz. Antrenmanlar genel kuvvet, dayanıklılık, sıçrama ve sürat çalışmalarından oluşuyor. Ben programıma her zaman sadık kalmaya çalışıyorum. Her bir antrenmanda gerçekten elimden geleni yapıyorum. Çünkü zamanımız o kadar değerli ki, pistte olabilmek harika bir duygu. Oradayken de gerçekten disiplinli bir şekilde antrenman tamamlanmalı diye düşünürüm her zaman. Özellikle iş çıkışı veya sabah daha hava aydınlanmadan antrenmanda olmak tabii ki çok yorucu olabiliyor. Ama yine de tek söyleyebileceğim şu; çıkış takozunda silahın patlamasını beklerken duyduğunuz heyecan hepsine değiyor.

2018 yılı bazında ve uzun vadedeki hedefleriniz nelerdir?

Öncelikle 10-11 Martta Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da ülkemizi 60 m, 200 m, uzun atlama ve 4 x 200 m branşlarında temsil edeceğim. Türkiye’ye iyi derecelerle döneceğimize inanıyorum. Daha sonra 2018 yılında 11-12 Ağustos’ta Baltık Masterlar Atletizm Şampiyonası, 4-12 Eylül Malaga Dünya Masterlar Atletizm Şampiyonası, 21-23 Eylül Balkan Masterlar Atletizm Şampiyonası, 8-9 Aralık Afrika Masterlar Atletizm Şampiyonalarına katılacağız. 25 Şubat 2018’de 4 x 200 m Balkan rekorunu kırdık. Türkiye karması olarak daha çok çalışmamız konusunda bu bizi çok motive etti. Hedefim, bilimde ve sporda elimden gelenin en iyisini yaparak Türkiye’ye önemli başarılar kazandırmak.

Çocuklarda atletizm için en doğru yaş kaç?

10 yaş ile birlikte düzenli antrenmanlara başlanabilir. Ama daha küçük yaşlarda çocuklarla oynanan zıplama ve yakalama oyunları da çok faydalı olacaktır. Çocukların özgürce koşabilecekleri alanlarda olmaları desteklenmelidir. Atletizmde ilerlemek için, en uygun seçim 6-7 yaşta jimnastik ile başlamak 10 yaş ile birlikte atletizm branşına geçmek olacaktır. Ben kızlarımın 4 yaşında jimnastik ve 5 yaşında yüzme ile spora başlamalarını sağladım. Şimdi 7 ve 10 yaşlarındalar onlar da yetenekleri ve zevkleri doğrultusunda uzmanlaşmak istedikleri branşı seçecekler.

Türkiye’de atletizm sporu, atletizm kültürünün gelişebilmesi için sizce yapılması gerekenler nelerdir?

Türkiye’de atletizme gerekli önem henüz verilemiyor ve birçok yetenekli çocuk bu yüzden keşfedilemiyor. İlkokuldan itibaren beden eğitimi öğretmenlerinin öğrencilerini doğru bir şekilde gözlemleyip başarılı olacakları spor dallarına yönlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Çocukların spor yapabileceği, özgürce koşabilecekleri alanların arttırılması bile çok önemli bir gelişme sağlayacaktır. Ailelerin de spor yapan bir çocuğun aslında akademik olarak da başarılı olacağını

görmeleri önemli. Hangi sporu yaparsa yapsınlar ailenin manevi desteği büyük önem taşıyor sporcu için.

Atletizm branşında kazandığınız başarılar nelerdir?

Bugüne kadar Türkiye’de birçok birincilik elde ettim. Son olarak da 25 Şubat 2018’de İstanbul TAF Masterlar Salon Türkiye Şampiyonası'nda, dahil olduğum 4 x 200 m bayrak takımı ile Balkan rekoru kırdık. Bu yarışta ayrıca 60 m.de ikinci oldum. 200 m yarışına da katılarak 2. oldum. Yine ayrıca uzun atlama yarışlarında ise ikinci oldum. Bunların hepsi ulusal, uluslararası derecelerdi. Daha iyileri için var gücümle çalışmaya devam edeceğim.

Bu azim kadın olmanın bir getirisi mi?

Elbette bunun da etkisi vardır ama sporcuysanız kararlı ve disiplinli bir yaşam kültürü benimsemeniz zaten kaçınılmaz… Fırsat verilen her konuda, kadınların da en az erkekler kadar başarılı olabileceğine inanıyorum. Ben de bunun bir örneğiyim. Kadın, doğası gereği mücadeleye yatkındır, azimlidir, kolay kolay pes etmez. Bu genetik getirilerin spora katkısı son derece fazla. Bunu içimizdeki güç ve istek ile birleştirebilirsek her şeyi başarabiliriz. Ben spor yaşamım boyunca her zaman örnek almışımdır. Kendim de imrenilmek değil örnek alınmak, “O yaptıysa ben de yapabilirim,” diye düşündürmek isterim. Sağlıklı nesillere sağlıklı bireylerle ulaşabileceğimiz bir gerçek. Kötü alışkanlıklardan, kötü arkadaş çevresinden uzak durabilmek için spor harika bir platform. Aileler çocuklarını mutlaka bir spora yönlendirmeliler. Kız çocukları ve erkek çocukları aynı şartlara, aynı fırsatlara sahip olmalı. Bu vesile ile tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, sağlıklı ve başarılı ömürler diliyorum.

AKUT Kar Sporları Sporcusu ve Millî Sporcu Özlem Çarıkçıoğlu

Özlem Hanım, kayağa olan ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?

Ayağıma kayakları ilk defa 7 yaşımdayken, Uludağ’da ailemle gittiğim bir tatilde taktım. Daha sonra Alev İlköğretim Okulu'nun kayak kamplarına yolladı ailem beni. Alev İlköğretim Okulu ile kaymaya başladıktan sonra yarışlara katılmaya başladım. 2007 yazında millî takıma girdim ve o zamandan beri millî takımda aktif olarak yarışıyorum.

Kaç yıldır spor yapıyorsunuz?

15 yıldır kayak yapıyorum ama millî takım düzeyinde yaklaşık 10-11 yıldır kayıyorum.

Spor hayatınıza ilişkin en ilginç olay hangisidir?

Spor hayatımdaki en ilginç olay, olimpiyat deneyimimdi. Birçok irili ufaklı olay yaşadık kamplarımızda. Ama olimpiyatlara katılmak, orada dünya devleriyle aynı pistten kaymak, televizyona çıkıp herkes tarafından izlenmek çok başkaydı. Bir de hayatımdaki ilk serumu olimpiyat yarışından önce yemem sanırım orada bulunmanın beni ne kadar heyecanlandırdığını ve hasta bile edebildiğini gösteriyor. Her şeye rağmen çok güzel bir tecrübeydi.

Sporun sizdeki hikâyesi nedir?

Sporun benim hayatımda küçüklükten beri çok büyük yeri vardı. Ailem beni yüzmeden tenise birçok spora teşvik etti. 13 sene bale yaparak öğretmenlik diplomamı aldım. Yüzmeye kısa bir süre devam ettim; ama bana uygun bir spor olmadığını fark ettiğim için kayağa ağırlık verdim. Tabii ki Türkiye şartlarında Alev, Robert Kolej ve Koç gibi okullarda okurken profesyonel sporculuk yapmak oldukça zordu. İlkokulda kayak yaptığım zamanlar ilk başta arkadaşlarımla eğlendiğim spor yaptığım okuldan ve İstanbul'daki hayatımdan kaçamaklar yaptığım dönemlerdi. Daha sonra kayağın kendisine âşık oldum ve yarışlara katılmak rekabet etmek başarılı olmak beni bu spora daha da bağladı. Millî takıma girip yurtdışına çıkmaya başlayınca oradaki kayakçılarla tanışıp arkadaşlık kurmak birçok farklı şehir ülke görmek bana daha da cazip geldi ve okul hayatım ne kadar beni zorlasa da kayaktan vazgeçmedim. Lisenin son senesinde üniversiteye hazırlanırken bir dönem kayak yapmadım ve tamamen okula yoğunlaştım. Fakat bu dönem bitince tekrar devam edip yarışlara girdim. Bu dönem benim için zor geçmişti; çünkü asıl sevdiğim şeyi yapamıyordum ve aynı zamanda fiziksel ve ruhen gerilemiştim ve toparlamam için daha çok çaba sarf etmem gerekecekti. Üniversiteye geçince kayağa daha çok ağırlık verdim. Son senesinde ise, 2017 yılının başında, 2018 Pyeong Chang Kış Olimpiyatları'na hazırlanabilmek için okulumu dondurdum. 1 sene boyunca gerçek anlamda profesyonel sporculuk yapmayı deneyimleyebildiğim için hem hayatımın en güzel senesini geçirdim ve bu yoldan çok keyif aldım, hem de olimpiyatlar için hak kazanmayı başardım. Okulu dondurmak benim için radikal bir karardı. Çünkü döndüğümde bütün arkadaşlarım okulu bitirmiş ve işe başlamış olacak ve beni neler bekleyeceğini bilemeyecektim. Fakat yine de bunun kendim için aldığım en doğru kararlardan biri olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak da olimpiyatlara giden ilk İstanbullu olarak arkamdaki birçok sporcuya öncülük edebildiğim için çok mutluyum.

Yarışlara nasıl hazırlanıyorsunuz?

Yarışlara hazırlanma sürecim geçen sene oldukça yoğundu. Okulu dondurduğum için yılın çoğunu yurtdışında kamp yaparak geçirdim. Yazın İsviçre, İtalya gibi ülkelerde buzullarda kaydık. Haftalarca kondisyon antrenmanları yaptık. Yine Avusturya gibi pistleri dünya standartlarında olan ülkelerde, kışın kar üstünde daha çok vakit geçirdik. Kışın ise çoğunlukla Erzurum Palandöken'de antrenman yaptık ve buradaki yarışlara katıldık.

Başarınızı nelere borçlusunuz?

Başarılı olmak tabii ki çalışmak ve vazgeçmemekle doğru orantılı. Ben de bu sene olimpiyatlara hazırlanırken elimden geldiğince sistemli bir programla çalıştım. Sonuçlardan bağımsız olarak, kondisyon ve kayak üzerindeki antrenmanları doğru ayarlayıp uzun vadeli planlar yaptığınız taktirde eğer gerçekten gönül koyuyorsanız zaten başarılısınızdır. Tabii ailenizin ve kulübünüzün desteği de başarıya etki eden faktörlerden. Ben her ikisinde de şanslıyım. Gerek ailem gerekse AKUT Spor Kulübü, daha başarılı olabilmem için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu da beni daha çok çalışmaya teşvik ediyor.

2018 yılı bazında ve uzun vadedeki hedefleriniz nelerdir?

2018 yılı için hedeflediğim olimpiyatlara katılmaktı ki bunu başardım. Olimpiyatlar bir sporcunun hedefleyebileceği en yüksek noktadır. Bu sene bunu başarabildiğim için çok mutlu ve gururluyum. Fakat çok uzun yollar daha kat edebileceğimi ve etmem gerektiğini de biliyorum. Bu sebeple hedefim her zaman kendimi daha çok geliştirip belki bir sonraki olimpiyatlarda daha iyi dereceler almak olacaktır. Tabii ki bunun için maddi ve manevi olarak iyi bir hazırlık yapmak gerekiyor. Bunları planlayabildikten sonra ise, geriye çalışmak kalıyor. Hedefim hem kulübüm AKUT’u hem ülkemizi başarıyla temsil etmek ve ülkeme değer katarak bu alanda genç sporcular yetişmesine katkı sağlamak, örnek olmak…

Çocuklarda bu spora başlama yaşı nedir? Ebeveynleri nasıl yönlendirirsiniz?

Kayak sporuna yurtdışında başlama yaşı 3-4'tür. Bunun sebebi çocukların ne kadar küçük yaşta bu tür becerileri bu spora uygun bir şekilde gelişirse o kadar başarılı olacak olmalarıdır. Türkiye'de maalesef çoğu ebeveyn bu yaşın erken olduğunu düşünüyor; fakat kesinlikle öyle değil. Bu sebeple küçük yaşta bu sporu yapıp ilerde sevip devam ettiren sporcular daha başarılı oluyorlar.

Türkiye’de kayak sporu, kayak kültürünün gelişebilmesi için sizce yapılması gerekenler nelerdir?

Türkiye'de bu sporun gelişebilmesi, sporcu sayısıyla, tesis yeterliliği gibi teknik konularla ve özellikle bu sporun daha çok tanıtılmasıyla mümkün. Maalesef ülkemizde belli branşlar dışındaki sporlara yatırım ve ilgi çok az. Bu da doğal olarak insanların kayak sporunu ilgi çekici bulmasını ve başlamasını engelliyor. Ne kadar çok sporcu çıkarsa da rekabetin artacağı aşikâr. Ayrıca yurtdışına baktığımız zaman kayak sporunun bir kültür haline geldiği ülkelerde başarılar çok üst düzeyde.

Örneğin Norveç bu olimpiyatlarda en çok madalya kazanan ülke oldu. Çünkü onların kültüründe bir yerden bir yere gitmek bile kayarak oluyor. Biz belki bunları sağlayamayız; ama daha uygun tesislerle ve disiplinli çalışmayla kesinlikle aradaki farkın azalacağını düşünüyorum.

Kayak branşında kazandığınız başarılar nelerdir?

6 Türkiye şampiyonluğum ve 70'i aşkın madalyam var. Yurt dışında Eyof ve universiade gibi büyük yarışlarda ve en son da 2018 kış olimpiyatlarında ülkemizi Alp disiplininde temsil eden tek Türk kadın sporcu oldum.

8 Mart hakkında neler söylemek istersiniz?

8 Mart bir anma günü. Öncelikle bu tarz günleri anmak zorunda kalmayacak kadar eşit olacağımız bir dünya diliyorum. Yazık ki dünyanın pek çok yerinde ve ülkemizde kadınlar erkekler kadar şanslı değil. Eğitimde, sanatta, sporda, siyasette, bilimde, hayatın her alanında biz de var olmalı, gücümüzü ortaya koyarak hem ülkemize hem insanlığa değer katmalıyız. Bunun için kız çocuklarının eğitimine özel olarak eğilmek son derece önemli. Tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, herkesi spor yapmaya davet ediyorum. Kendi geleceğimiz için…

 



Haber Hakkında Yapılan Yorumlar

Toplam 0 Yorum

Bu habere henüz bir yorum yazılmamış. Bu habere yorum yazmak için tıklayın


Canlı Maç Merkezi

Canlı Skor